18 Ekim 2010 Pazartesi

Şansın rolü

Hep çok şanslı olduğumu düşünmüşümdür. İnsanlarda şansın hayattaki rolünü küçümseme eğilimi olduğunu düşünüyorum ve bunu kontrolden yoksun olduklarını inkar etmek için yapıyorlar. Ben böyle değilim. Çok sanslıydım ben. İnsanları eğlendirmeye yönelik bir yatkınlığım olmasaydı başka şeyler yapmak için uğraşırdım, ne yapardım bilmiyorum. Elimden gelenin en iyisini yapardım sanırım. Garip bir rastlantı sonucu insanları güldürebilen biri olmayı becerdim. Pek çok imtiyazla dolu bir hayat sürdüm ve bunun tek sorumlusu şanstı. Kabul ediyorum bunu. Şansımı bütünüyle doğrulayacak şeyler yapmamış olabilirim, daha iyisini yapabilmeyi isterdim.


1935 doğumlu Woody Allen, çağın en üretken isimlerinden biri. Yazı hayatı ardı ardına iki üniversiteden birden atılmasıyla başlayan Allen, önce TV ve diğer komedyenler için skeçler yazarak başlamış çalışmaya... Ardından kendi skeçlerini sahneye koymaya karar vermiş ve büyük bir seyirci korkusu olmasına, alkışlandığında dehşete düşerek elleriyle kulaklarını tıkamasına rağmen yine de başarılı olmuş. Senaryo yazarlığı ve yönetmenlik yapan, ayrıca komedyen, aktör, müzisyen ve yazar olan Allen, bugünlerde yeni gösterime giren filmi You Will Meet A Tall Dark Stranger ile adından söz ettiriyor. "Hayattaki tek pişmanlığım bir başkası olmamak" diyen, ölümsüzlüğe eserleriyle değil ölmeyerek kavuşmayı ümit eden bu üretken sanatçının şans dediğimiz şeye saygı duruşunu görmek isteyenler için Maç Sayısı (Matchpoint) adlı yeni dönem filmini öneririz. Yukarıdaki resim, blog yazarının kişisel favorisi Annie Hall'dan bir kare.

Ustanın bütün eserleri serisinin son halkası Eğrisi Doğrusu, şimdi, tüm kitapçılarda.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme