lale müldür etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
lale müldür etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Kasım 2012 Pazartesi

Geriye doğru... İleri!




Bir siyam kedisi ve ben... pek çok şeyi geriye doğru unutuyoruz...*

Nerelerdeydin dersen buradaydım sevgili blog okuru, insan bazen sessizlik ihtiyacı duyuyor, küçük bir kafa tatili yaptım. Ha, yaptım yapmasına da dinlendiğimi sanmayın, blogdan uzak durdum sadece, aslında senenin en yoğun dönemini yaşıyoruz, kitap fuarı için geri sayım başladı, önümüzdeki senenin programı düzenleniyor, kitap seçimleri yapılıyor - yoğunluk had safhada. Üstelik bu ay bir değil, iki kitapla ve bir değil, iki İskoç yazarla karşınızda olacağız, sevincimiz büyük.

Önce, çağdaş edebiyatın mühim metinlerinden biri olan Muriel Spark imzalı Bayan Jean Brodie'nin Baharı, Püren Özgören'in şahane çevirisiyle, ardından ise Irvine Welsh'in -Kıvanç Güney'in özgün ve kıvrak bir dille aktardığı- romanı Porno gelecek. Tüyap'ta blog takipçilerimiz için bazı güzellikler olacak, ayrıca müjdeli duyurular kapıda. Güncel haberler için, bizi takip etmeye devam edin!

Bayan Jean Brodie'nin Baharı, gündeş edebiyat odaklı çizgimizde yer alan ağır toplardan biri; 1961 yılında yayımlanmış, zamanda ileri-geri sıçrayarak yapılandırılmış anlatım tekniğiyle çığır açmış, bir tuhaf roman. Püren Özgören'in soluğuyla şu kasvetli kasım günlerinde bambaşka bir döneme, bambaşka açılardan göz atmak için birebir.

Porno, Muriel Spark'ın bu klasik metni yanında daha deli dolu kaçıyor elbette; Trainspotting'in devamı niteliğindeki metin, 90'lı yılların parti ve kayboluş ortamlarında bıraktığımız karakterlerin 2000'lerin cilalı imaj çağına uygun biçimde dönüşümlerini son derece ironik ve eğlenceli bir bakışla ortaya koyuyor. Kendi vitrinlerinin yansımalarıyla yaşananlar, -mış gibi yaparak göz boyama derdine düşenler, vs. Etrafınıza bir bakın, sayıca bu kadar çok olduklarına inanamayacaksınız... Şairlerin dediği gibi kolpa malzemeden yontulmuş putlardan, naylon adamlarla kadınlardan geçilmiyor ortalık, bizden söylemesi. Porno, bu başı bozuk, tuhaf zamanlarda yaşama uğraşının parodisini, son derece zekice ve esprili bir dille sunuyor.

(Yazıya Lale Müldür'den bir dizeyle girdim - sahaf festivalinde 'Anne Ben Barbar mıyım?'ın eski bir baskısını buldum da karanlık kasım akşamlarını Müldür'ün morlarıyla renklendiriyorum bu ara, kapaktaki düz yazılar ibaresini güz yazıları diye algılamam da cabası... Kapatırken Animal Triste'den bir alıntı yaparak sıçrayışla bitireyim hareketi:   "... ölümcül bir şok ya da ömür boyu sürecek bir travma ancak bayılmakla önlenebilir. Unutmak ruhun bayılmasıdır."  Ne diyorduk? İyi haftalar! Görselde, siyam olmasa da kedi, en hasından hem de, üstelik içinde yattığı vitrini hiç mi hiç umursamıyor. Animal Triste alıntısı Monika Maron imzalı romana ait; yayınevi: Alef, çeviren: Mustafa Tüzel. Anne Ben Barbar mıyım yaz ile kış arasındaki huzursuzluk dolu geçişte iyi bir eşlikçi, girişteki dize ise Müldür'ün Eskil Bir Aşk Öyküsü şiirinden. )




20 Ağustos 2010 Cuma

Nane otları

Jonathan Safran Foer'in Her Şey Aydınlandı'sında, sonu hüsrana mahkum bir aşk hikayesinin başrol oyuncularından ve kitabın onlarca karakterinden biri olan Çingene Kız, aşık olduğu hercai adama ilişkilerinde kilit sayılabilecek bir anda okkalı bir soru yöneltir: "Nasıl dizersin kitaplarını?"

Burada da zaman zaman değiniyoruz, kitapların dijital formata aktarıldığı, belki de bildiğimiz formatlarıyla son demlerini yaşadıkları bir çağdayız artık; peki insanın kitapla, kütüphaneyle, kitap rafıyla kurduğu fetiş ilişkisine ne olacak, bundan bahseden yok henüz. Blog yazarınız olarak bilinçli hayatımın çoğunu toplu taşıma araçlarında insanların okudukları şeyleri görmeye çalışarak geçirdiğimi, biriyle yeni tanıştığım zaman en sağlam verilerimi kütüphanesine bakarak edindiğimi belirteyim, bu takıntıların dijital ortam sayesinde nasıl dönüşeceğini merakla beklemekteyim. Alberto Manguel, Geceleyin Kütüphane'de kitap dizme meselesine -sorunsal da denebilir- eğiliyor ve romancı Georges Perec'in sıraladığı metotları aktarıyor: alfabetik sıraya göre, kıta ya da ülkeye göre, rengine göre, satın alma tarihine göre, yayımlanma tarihine göre, biçimine göre, tarzına göre, edebi dönemine göre, diline göre, okuma önceliklerimize göre, ciltlerine göre, dizisine göre. Ancak Manguel'e göre Perec, kişinin kütüphanesini düzene sokmasının pek çok yolu olduğunu belirtse de, "hiçbiri kendi içinde tatminkar olmaz," diye eklemiş.(Geceleyin Kütüphane, Alberto Manguel. YKY, çeviren: Dilek Şendil.) Çingene kızı anmadan edemiyorum, aşk da böyle bir şey biraz, sonuçta kendi içinde tatminkar olmamaya mahkum olasılıkların toplamı... Metot arayışları bitmiyor ama bir türlü. Her neyse, serbest çağrışımlara fazla bulaşmadan, haftanın son gününde yaza yakışan birkaç dizeyle hoşça kalın diyelim ve kapanış Lale Müldür'den gelsin: "Şimdi kuzeyden gelen boş bir tekne, gözü alan sarartı, üzünç sevgilim ya da nane otları."