kozmoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kozmoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Ekim 2010 Cuma

Tanrı olmak...

Günler, tepelerden aşağı koşan vahşi atlar misali geçip gidedursun, ekim ayını da devirmiş bulunmaktayız neredeyse. Bizler gün sonu özetlerine, hafta sonlarında ve ay sonlarında yaptıklarımızı özetleyip yapacaklarımızı listelemeye fazlasıyla alışkınız, öyle ki geçen zaman gerçekliğini yitirip kum saatinden akan taneciklerden pek de farkı olmayan biçimde işliyor algımıza. Algılanan zamandan reel zamana geçip takvimimize baktığımda görüyorum ki duyurulacak haberler epey artmış, o zaman vakit kaybetmeyelim.

Harıl harıl sizler için yeni kitaplar seçerek çalıştığımız yazın ardından sonbahara Dave Eggers'dan Ne Nedir ile merhaba dedik ve kitabın açtığı pencerelerden epey bahsettik burada. Yaratılış mitleri konusunu daha fazla irdelemeyeceğimi söylemiştim ancak kütüphanemize göz gezdirirken rastladığım bir kitabı burada bu konuya ilgi duyanlara hemen önermek isterim: Su Mitosları - Deniz Gezgin. Sel'in Hayvan Mitosları ve Bitki Mitosları'nın ardından bastığı kitap konuya ilgi duyanlar için şahane bir giriş olanağı sağlıyor.

Ne Nedir demişken, bu hafta Dave Eggers ve McSweeney's tayfasından bir koli dolusu dergi ve kitap, ayrıca elle yazılmış bir teşekkür kartı geldi kapımıza. Resmi yazışmalara alışkın olan bizleri epey de sevindirdi; McSweeney's'in genç yeteneklerinden John Brandon'ın henüz ismi Türkçeleştirilmemiş olan romanı Citrus County şu anda çeviride, sanıyorum 2011'in ilk aylarında karşınızda olacak. Bir kayboluş öyküsünü konu alan romanın soluk soluğa okunduğunu söylemek gerek.

6 Eylül 2010 Pazartesi

Önce 'Ne' vardı?

Fizikçi Stephen Hawking, geçtiğimiz hafta “Nasıl ki Darwinizm biyolojideki yaratıcı ihtiyacını sona erdirdi, yeni fizik teorileri de evrenin oluşumu konusunda yaratıcının rolünü gereksiz kılmıştır,” beyanatıyla gazetelerde boy gösterdi. Hawking bir süre önce de uzaylılar ve uzaylılara dair spekülasyonlarıyla gündeme gelmişti, hatırlarsanız. Zaman içerisinde farklı kültürlere baktığımızda, yaratılışa dair çeşit çeşit ve benzersiz anlatı bulmakla beraber, insanlıkta evrensel denebilecek bir varlığı anlamlandırma çabası görüyoruz. Yaratılış mitleri ve kosmoloji; insanın eli ayağı değen her toprakta anlatılara temel oluşturuyor. Bilimsel öğretilerin dinsel ve folklorik inançlarla buluştuğu nokta; insanın yeryüzündeki büyük serüvenini başlangıçtan itibaren kendi içinde tutarlı bir anlatı olarak sunmalarından geçiyor.

Bir Maya yaratılış miti: Başlangıçta sadece Tepeu ve Gucumatz var idi. Bu ikisi beraber yaşarlardı. Ne düşünürlerse gerçekleşirdi; dünyayı düşündüler, oldu. Dağları düşündüler, dağlar oldu. Ağaçları düşündüler, gökyüzünü düşündüler, hayvanları düşündüler; hepsi oldu. Ama bunların hiçbir onlara tapmıyor, onları yüceltmiyordu; böylelikle çamurdan daha farklı canlılar yarattılar. Ama yağmur yağınca çamur eridi, tahtadan yaptılar ama onlar da ıslanınca bozuldu. Bunun üzerine büyük bir sel yarattılar ki her şeye sıfırdan başlayabilsinler... Sonunda Dağ Aslanı, Coyote, Papağan ve Karga'nın da yardımıyla 4 yeni varlık yarattılar ve hayat buradan devam etti.

Parmenides varlığın yaratıcısının Afrodit, ilk yaratılanın da aşk yani Eros olduğunu savunur. Pawnee yaratılış miti, insanların sabah yıldızı ve akşam yıldızının cilveli aşk kovalamacalarından birinden sonra dünyaya geldiğini ve yaşamın buradan devam ettiğini anlatır.

Yaratılış mitleri, kültürlerin ve toplumların işleyişlerindeki önemli unsurları ifşa ettiklerinden dolayı da önem taşırlar. Tanrılar hangi karakterde olursa olsunlar, insanlarının ihtiyaçlarına göre kurgulanmışlardır. O zaman, başlığa dönelim ve soralım önce Ne var idi? Ya da şöyle; Ne Nedir?

Devamı çarşamba gününe...