Haftayı devirirken bu kez zamanda geri gidelim ve 2007 yılının Kasım ayında çıkardığımız ilk kitabımız Anıkolik'e dair yazılmış ve 2008'in ilk aylarında Radikal Kitap'ta da yayımlanmış bir yazıyla bağlayalım istedik. Shirley Jackson'dan Tepedeki Ev çıktı, önümüzdeki hafta onun sularında bol bol yüzeceğiz burada; kitapçınıza uğrarsanız Murakami'nin Haşlanmış Harikalar Diyarı ve Dünyanın Sonu'na ve Flannery O'Connor'ın Her Çıkışın Bir İnişi Vardır'ına da bir göz atın ve bu şahane kitapları kaçırmayın deriz.
21 Ocak 2011 Cuma
3 Mayıs 2010 Pazartesi
Kayıp Zamanın İzinde - Anıkolik
Marcel Proust, Kayıp Zamanın İzinde’de, Küçük Madlen adı verilen bir keki çayına batırıp geçmiş günlere yoğun bir sarhoşluk içinde geri dönerken ‘‘Geçmişi hatırlama gayretimiz nafile, zihnimizin bütün çabaları boşunadır. Geçmiş, zihnin hâkimiyet alanının, kavrayış gücünün dışında bir yerde, hiç ihtimal vermediğimiz bir nesnenin (bu nesnenin bize yaşatacağı duygunun) içinde gizlidir,’’ diyor.
Pagan Kennedy’nin Anıkolik isimli romanında bu kudretli nesne, Mem adı verilen bir hap. Proust'un Madlen’i gibi ufacık ama gücü aşkın. Bu hap, kullanıcısını geçmişinin en pırıltılı anlarına geri götürüyor, aradan geçen zamanın körelttiği, yitmiş mutluluklara dair anıları yeniden yaşamayı sağlıyor. Unutulmuş heyecan ve coşkuları, geleceğin önümüzde umut yüklü, uçsuz bucaksız bir olasılıklar ülkesi gibi uzandığını hissettiğimiz anları… Anıkolik'in ana karakteri Win Duncan, bu hapın, Mem'in yardımıyla kendi kayıp zamanlarının peşinde. Gerilerde bir yerlerde yitirdiği umutlu benliği üzerinden bugünkü hayatını yeni baştan kurgulama niyetiyle, çekici olduğu kadar tehlikeli bir maceraya atılıyor. Fanzin yazarlığı ve The Village Voice gibi muhalif yayınlardan tanıdığımız Amerikalı yazar Pagan Kennedy, Douglas Coupland'ın yirmili yaşlarında Kaliforniya çöllerinde yaşama sırtlarını dönmüşken bıraktığı X Kuşağını kırklı yaşlarında hayatıyla baş edemeyen Win Duncan’ın çehresinde yakalıyor. Şimdiye tahammül etmek adına geçmiş zamanlardan medet uman Win Duncan'ın içinde yaşadığı dünyayla uyumsuzluğu, yaşantısını onu mutlu edecek şekilde yeniden inşa etme konusundaki acizliği Coupland’ın karakterleriyle arasında bir akrabalık bağı olduğunun göstergesi.
15 Şubat 2010 Pazartesi
hafızanın dayanıklılığı
Dave Eggers'ın Müthiş Dahiden Hazin Bir Eser'deki kendi kendiyle takıntılı anlatıcısı 'Haftaları düğmeler gibi, bozuk paralar gibi kaybediyorduk" gibisinden bir şeyler der... Şubat ortasına gelmişiz, günışığı baharın kapıda olduğunu haber veriyor. Zaman hızla akar, günler Bukowski'nin tepelerden aşağı koşan vahşi atları hızıyla geçip giderken, Eggers'ı anmamak elde değil. Zamanın hızlı akan sularında sürüklenenler için çok eskilerden çağıralım gelsin: bir doz Mem.
"Biberlik bir başka zaman diliminden gelmiş hüzünlü bir objenin güzelliğini çağrıştırıyordu; ben altı yaşımdayken ailemin Greensboro'daki evinde masanın üstünde duruyor olabilirdi. Belki de, bundan yılar sonra karşıma çıkacaktı. İlacı alıp buraya, barut rengi bir tozla dolu hüzünlü biberliğe geri dönecektim. Belki de dönmeyecektim ve biberlik de tıpkı yemekhanedeki diğer şeyler, masayı silen gerizekalı çocuğun üzerindeki kızıla çalan süveter ve "Pazartesi'ye Özel: Pancar Kompostosu" diyen levha gibi, bir unutulmuşluk nehrinde kaybolacaktı. Parmaklarımı biberliğin etrafına öyle sıkı doladım ki, cam elime battı. Bu; yani camı sıkıca kavrayan elim, bu küçük objeye sımsıkı tutunmak için harcadığım çaba bile bir gün unutulacaktı. Her şey eninde sonunda kayboluyor, uzaklaşıyor, sonunda hiçbir şeye bize ait kalmıyordu." (Anıkolik; Pagan Kennedy. Çeviren: İrem Mirzai)
25 Aralık 2007 Salı
Anıkolik
Pagan Kennedy Amerika’da fanzini Pagan’s Head’le tanınan, yazıları Village Voice, Boston Globe, New York Times gibi dergilerde yayınlanan muhalif duruşlu bir yazar.
1995’te yazdığı Spinsters isimli romanı Orange Prize’a aday gösterildi. 1998’de yayınlananThe Exes isimli romanının ardından 2006 yılında Confessions of a Memory Eater – Anıkolik geldi.
Anıkolik zamana, belleğe ve hayatın kendisine dair bir roman. Ana karakter Win Duncan sabahları yatağından güçlükle doğrulan, hayatın kendisini getirdiği noktadan, işinden, evliliğinden ve dönüştüğü kişiden dolayı büyük bir memnuniyetsizlik ve artık pek de net hatırlayamadığı geçmişine yönelik derin bir özlem içinde yaşamına devam eden bir adam. Kişiyi geçmişindeki güzel anılara taşıyan ve bunları birebir (!) yaşatan bir ilaç olan Mem’in peşine düşerek, sürükleyici ve dokunaklı bir maceraya atılıyor. Kitap ilk bakışta fantastik görünse de barındırdığı fantastik öğeyi, zaman içinde geri dönüşler yaşatan bir ilaç olan Mem’i, Win Duncan’ın sancılı yaşantısını katlanılabilir kılan gündelik bir etmen olarak sunuyor. Bu bakışla Win Duncan ile Mem arasındaki ilişki bağımlıyla afyon arasındaki hatta bir kalp hastasının her gün aldığı ilacı arasındaki ilişkiyle paralel: İlaç kullanıcının hayatına devam edebilmesi için zaruri hâle geliyor. Anıkolik, pek çok şeyin yanı sıra sanırım en çok Win Duncan’ın tıkanışı, hayatında ileriye gidememesi hakkında. Mem bu noktada olsa olsa bir yanılsama; şimdinin acımasızlığından, zamanın çarklarından insanı sakınacak bir ilaç elbette ki yok…
Pagan Kennedy kitabı yazarken Alzheimer hastalığına karşı geliştirilen bazı hafıza stimülatörlerinden etkilendiğini söylüyor. Memory Pharmaceuticals isimli bir ilaç firmasının unutuşun sis bulutunu dağıtan Mem 3454 adında ve henüz deney aşamasında olduğu bir ilaç dahi mevcut. Tabii ilaç firmasının tasarısı, Pagan Kennedy’nin Mem’i gibi geçmişte geri dönüşler yaşatmaktan ziyade hafızayı güçlendirmeye yönelik. Pagan Kennedy de kendi geçmişini 30’unu geçtikten sonra giderek daha az hatırlar olduğundan bahsediyor ve deney aşamasındaki bu ilaçlarla ilgili okuduğu haberlerden esinlenerek Win Duncan’ın hikâyesini kurduğunu belirtiyor.
Anıkolik kolay okunan ama ardında pek çok soru işareti bırakan bir kitap. İçinde yaşadığımız karanlık çağda çizgisel akmamakta ısrarlı, bölünmüş zamanın kendisine, geçmişin kurgulanmasına, bireyin varoluş sorununa dair…

