zadie smith etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
zadie smith etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Mayıs 2010 Cuma

Körebe


Mayıs ayı kitabımız Joyce Carol Oates'tan Güzel Bir Kız, bu hafta şehre indi. Oates, yüze yakın eseri ile çağdaş edebiyatın en verimli ve yenilikçi seslerinden biri; Türkçede yayımlanmış farklı eserleri de mevcut. Gündelik hayatın gotik ayrıntılarına, sıradan insanların yaşamlarındaki kırılma noktalarına ve suç öykülerine ilgi duyduğunu söyleyen Oates; etkilendiği unsurlar arasında Kafka'yı ve Joyce'u, William Faulkner ile Sylvia Plath'ı ve Bob Dylan ile Alice Harikalar Ülkesinde'yi sıralıyor. Güzel Bir Kız, masal formatına göndermeler yapan bir suç romanı aslında; suçlunun kim veya kimler olduğuna karar vermek ise okura kalmış. Oates'un başarısı, okuru karakterlerinin yaşadığı karanlık dünyada bir körebe oyununa ustaca çekebilmesi aslında; çıkışlar çoktan tutulmuş, mevziler belirlenmiş... Eleştiri düzenin kendisine yönelik, kişisel seçimler şartlar tarafından çoktan şekillenmiş.

Oates'un Can Ateşi isimli romanını epey evvel yayımlamıştık; Can Ateşi'nin neredeyse lirik, öfke dolu bir nabzı olan bir ilk gençlik romanı olduğunu söyleyebiliriz; Güzel Bir Kız, Can Ateşi'nin aksine bir tevekkül içinde yansıtıyor içinde yaşadığımız çarpık dünyayı. Güçlü ve güçsüz arasındaki dinamikler bütünüyle yalın ve yalınlığı dolayısıyla fazlasıyla çarpıcı.

Oates'u farklı bir tarzda tecrübe etmek için ideal bir roman Güzel Bir Kız. Önümüzdeki günlerde romandan daha detaylı olarak bahsedeceğiz.

Yazıyı noktalarken Bant'ın son sayısında takdire şayan bir Henry Darger yazısı olduğunu, Everest'in ise Amerika'nın Yanık Çocukları isimli şahane bir derleme yayımladığını da hatırlatalım. Çağdaş edebiyatın Dave Eggers, David Foster Wallace, Shelley Jackson, Jonathan Lethem, Sam Lipsyte gibi yükselen yıldızlarını bir arada deneyimlemek için ideal bir yapıt Amerika'nın Yanık Çocukları; Jonathan Safran Foer'in Kalp Hastalığı Noktalama İşaretleri İçin Bir Kılavuz adlı öyküsüne özellikle dikkat çekeriz. Açık havada kitap okuma mevsimi başladı; sedir, örtü, şezlong, bank ya da her ne olursa mevzilenip kitap keyfi yapma zamanıdır şimdi. Pazartesiye değin hoşça kalın!

24 Şubat 2010 Çarşamba

Sahip olduğunun tamamını okura veren bir yazar: David Foster Wallace

21 Şubat günü, yani geçtiğimiz pazar, hayata veda etmemiş olsaydı eğer David Foster Wallace'ın 48'inci doğumgünü olacaktı. Zadie Smith, bu günlerde okumakta olduğumuz şahane kitabı Changing My Mind'ın finalini Wallace'a ayırmış. Wallace'ı Smith'in anlatımıyla dinlemek ayrı bir zevk; Smith, Changing My Mind'da Wallace'ın yazdığı zaman her şeyini okura verdiğini söylüyor, sahip olduğunun tamamını. Devamı Wallace'tan kendi sözleriyle gelsin:

"Bir zamanlar iyi yazının işlevinin rahatsız kimseleri rahatlatmak ve rahat olanları rahatsız etmek olduğunu söyleyen bir öğretmenim vardı. Sanırım ciddi edebiyatın amacı hepimiz gibi kendi kafatası içinde mahsur kalmış olan okurun başkalarına hayali olarak erişimini sağlamak olmalı. İnsan olmanın kaçınılmaz bir ıstırap çekme boyutu varsa eğer, insanların sanatta da ıstırap arayışı içinde oldukları söylenebilir, zorunlu olarak dolaylı ve genellenmiş bir ıstırap arayışı. Dediklerim anlamlı mı? Gerçek dünyada hepimiz bir başımıza ıstırap çekeriz; samimi olarak empati duygusu olasılık dahilinde değildir. Ama bir roman hayali olarak bir başkasının acısını anlamamıza vesile olabilirse eğer, kendi acılarımızın da başkalarınca anlaşılabileceğini varsayabiliriz. Bu besleyici ve kurtarıcıdır; yalnızlığımız biraz olsun hafifler.

Bu kadar basittir işte." (David Foster Wallace, Dalkey Archive Press Söyleşisi.)