kurgu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kurgu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Aralık 2010 Cuma

Kaçış biçimleri

Ferris, Bilinmeyen'de belirsizlikle savaşan bir karakterin kaçış öyküsünü anlatıyor. Edebiyat, kaçışa meyilli karakterlerden yana epey zengin; Edgar Allen Poe'nun Kalabalıkların Adamı adlı öyküsü, John Updike'ın Tavşan Kaç'ı (Alef Yayınevi) Bilinmeyen'i okurken ilk akla gelenlerden bazıları. Bilinmeyen'i ilk okuduğum zaman, Jon Krakauer'in Yabana Doğru'da da kullandığı bir Pasternak pasajından izlere rastladım - Yabana Doğru'nun finalinde, Chris McCandless'ın okumakta olduğu Doktor Jivago'da altını çizdiği bir pasajdan bahsedilir: "Bir an, yaşamının amacını yeniden keşfetti. Burada, dünyanın üzerinde, yaşamın vahşi cazibesinin anlamını kavramak ve her şeyi adlı adınca anmak için bulunuyordu." Bilinmeyen'de adı olmayan bir rahatsızlıkla boğuşan Tim, çevresindeki dünyayı dokunaklı bir çaresizlikle adlandırmaya çabalar, kendi belirsizliklerinde yitip gitmemek için. Tüyo vermek istemem, Bilinmeyen örtülü referanslar açısından zengin bir roman, ancak Tim'in "kaçışının" kurgusal olmayan bir karakter olan Chris McCandless'ın kaçışıyla Pasternak üzerinden kesişmesi fikri heyecan verici.

Hafta sonlanırken, şahane bir kitap önerisi: James Woods - Kurmaca Nasıl İşler? Ekin Bodur çevirisiyle Ayrıntı tarafından yayımlanmış. Haftayı buradan bir soruyla kapatalım:

"Hepimizin, hayat tarafından yaratılan ve kendimiz tarafından yazılan kurmaca karakterler olmamız mümkün müdür?"

Kitabın adı neydi peki?

15 Eylül 2010 Çarşamba

Kurgu nedir?

Geçtiğimiz hafta blogumuzu takip ettiyseniz, Dave Eggers'ın Ne Nedir'inden bahsettiğimiz yazılara rastlamış olabilirsiniz. Ne Nedir, gerçek bir öyküyü kurgusal biçimde sunan bir roman. Gazetecilik geçmişi de olan Eggers, Valentino Achak Deng'in öyküsünü romanlaştırırken kurgusal unsurlardan yararlandığını inkar etmemekle birlikte; başka yolu olmadığını, kimsenin hafızasının günbegün kayıt yapmadığını belirtmiş ve öyküyü ancak kurgusal detaylarla roman formatına çekebildiğini söylemiş. Nesnel gerçekliklerin öznel yorumlar karşısında gücünü yitirdiği bir çağda, Eggers'ın kurgusal yaklaşımı romanda konu edilenlerin gerçekliğinin sorgulanmasına yol açmıyor oysa ki. The Guardian'ın haberine göre, Başkan Obama Ne Nedir'i okumakla kalmamış, ayrıca beraber çalıştığı tüm asistanların da okumasını şart koşmuş. Kurgusal unsurları olan bir biyografiyle parlamış olan Eggers'ın, kurgu ve gerçeği ayıran çizgi üzerinde gidip gelirken bu denli ilgi görmesi, belki de hayatlarımızın artık iyiden iyiye nesnel içerikten öznel söyleme doğru kaydığının, algılarımızın da bu doğrultuda şekillendiğinin göstergesi. Eggers'a yazılmış olan hangi romanı yazmak isterdiniz diye sorulduğunda (ki kendi içinde oldukça postmodern bir soru, kasıta bağlı olarak) Saul Bellow'un Herzog'unu seçmiş. Amerikan edebiyatının gelmiş geçmiş en önemli isimlerinden Saul Bellow, yazarın kendi kişisel tecrübesi ile beslenmemiş bir şeyleri başarılı bir biçimde hikayeleştiremeyeceğini savunan bir yazar. 1915 doğumlu Bellow'un dünyasının, 1970 doğumlu Eggers'ınkinden katbekat farklı olduğu tartışma götürmez, ancak bu iki kalemin kurgu ve gerçeğin dostluğunda buluşmaları da dikkate değer. Her kitabın bir diğerine uzanabilecek bir noktasını arayıp bulmak, ayrıca cazip; bu birbirine hiç benzemeyen iki yazarı böylelikle bağlayalım ve Bellow'u Özde Duygu Gürkan çevirisiyle İletişim Yayınları'ndan çıkan Herzog'dan bir alıntıyla analım: "Bütün hayatını düşündüğünde her şeyi yanlış yaptığını fark etmişti, her şeyi. Hayatı, tabiri caizse, mahvolmuştu. Ama zaten başından beri pek de matah olmadığından kederlenmesini gerektirecek çok bir şey yoktu. Nahoş kokulu kanepenin üzerinde geçmiş yüzyılları -19.,16., 18. yüzyılları- düşünürken en sonuncusundan sevdiği bir deyiş aklına gelmişti: Keder, Bayım, aylaklığın bir türüdür.*"