8 Aralık 2011 Perşembe

Vahşi!

Maurice Sendak'ın kült çocuk kitabı 'Where The Wild Things Are'ını bilir misiniz? Sendak, 1963'te yayımlanan kitabı hem yazmış, hem resimlemiş; kısacık bir çocuk kitabı bu, metni 300 kelimeden az, ancak çizimleri ve dokunduğu damar itibariyle kült statüsüne kavuşmuş. Kitapta, yaramazlık yapan Max adlı çocuk, büyüklerinden azar yedikten sonra üzerindeki kurt kostümüyle 'vahşi' şeylerin arasına karışır ve bir güzel azar, kudurur... Bu metinden daha önce burada bahsetmiştik - Dave Eggers ve Spike Jonze, ortaklaşa bi proje gerçekleştirip Sendak'ın metnini uzun metrajlı bir film için senaryolaştırdılar; proje insanı Eggers, metni ayrıca 'Vahşi Şeyler' adıyla bir romana dönüştürdü. İşte o roman, Vahşi Şeyler, ayın son günlerinde raflarda olacak - aykırı çocuklar ve çocukluk başkaldırılarını özlemle anımsayan tüm yetişkinler için... Bu arada sizlerden, çocukluğunuzdaki feci icraatlarınızı bize yazmanızı rica edeceğiz - tek kriter, aktaracağınız durumun 9 yaş öncesi gerçekleşmiş olması... 'Vahşi Şeyler'den beşine, bizden birer Vahşi Şeyler hediye olarak gönderilecek. 'Vahşi' çocukluk anılarınızı bekliyoruz!

Aşağıdaki görselde Vahşi Şeyler, kapak tasarımı, her zamanki gibi Nazlım Dumlu'ya ait.


22 yorum:

  1. Sanırım buraya yazıyoruz. :)
    Darkwing Duck vardır hani. Kara Kanat. Na işte o oynardı sanırım ATV'de. Ben bunu izledikçe azar kudururdum evde. Düz duvara tırmanmak gibisinden. Bir ara Örümcek Adama takmışlığım vardı koridorun duvarlarından inmiyordum. Hah işte Karakanat'ı izledikten sonra da evde battaniye, pike ne bulursam boynuma bağlar evde oraya buraya atlardım. Bunlardan bir seferinde KARA KANAAT diye kanepeye doğru uçtuğum vakit, sanırım biraz fazla hızlı uçmuşum ki, boynum kırılıyormuş. Ufak bir sarsıntı geçirdim sanırım ben bayılmışım gerisini hatrılamıyorum. Annem beni zor nefes alırken bulmuş. Hastaneye götürmüşler. Hâlâ anlatıp, kuduruğun tekiydin diye dalga geçerler teyzelerimle. Öyle işte. :D

    YanıtlayınSil
  2. Bu anının bir benzeri -koltuktan balıklama halıya atlayıp bayılma- blog yazarınızda da mevcut :) Sirk hayal ederken fazla kaptırmış kendini, kafa üstü, halı. Kudurmak iyidir :)

    YanıtlayınSil
  3. :D Ben sirke gittikten sonra iki gün şemsiyeyle dolaşmıştım, kanepelerden bir şemsiyesiz bi açık şemsiye ile atlayıp acaba havada kalır mıyım biraz diye deniyordum. Evdeki koltukların köşelerinde yürüyordum. Bu arada kaplanlar vardı o sirkte de; kaplanları çocukluğumdan beri çok severim. Kaplanın Karısını da o yüzden bu kadar merak ediyordum. İki Kardeş diye yavru kaplanların oynadığı bir film vardı. Arkadaşlarımı falan o filme sokmuştum sinemada. Ama çok güzeldir. Valla. :D Neyse çok uzattım. O değil de niye kimse yazmamış ki. Ben hediye olmasa bile kudurukluğumu anlatabilirim. Çok severim anılarımı anlatmayı. :D İlk bisikletim BMXti. İlk gün öğrendim sürmeyi, ilk gün parçaladım bisikleti mesela. Kudurukluğumdan tabii. Komşunun köpeğini kızdırıyordum, peşimden koşuyordu. Bir sefer kaçacak alan bulamayınca yokuş vardı oradan aşağı dalmışım ki ben çarpacağımı anlayınca üstünden atladım. Bisiklet kaldırıma girmiş son sürat ön teker falan fırlamıştı. :D Neyse kimse yazmazsa kaydıraktan düşme anımı da anlatırım sonra. Ölüyodum ha. :D

    YanıtlayınSil
  4. Bende kendi zamanımı hatırladım bir ara kendimi sevimli hayalet casper sanıp duvarların içinden geçmeye çalışıyordum het gidi günler az kafamı çarpmadım duvarlara :)

    YanıtlayınSil
  5. hmmm:)anımızı anlattıktan sonra şikayet edilmem değil mi?:)ya da kötü kişi olmam:)6 yaşındaydım, abim 9.Abim bütün gün bana işkence etmişti. Bakkala gitme sırası onda olmasına rağmen bir şekilde sırayı bana kaydırmıştı. Çöpü onun dökmesi gerekirken tehditle bana döktürmüştü çöpü, bir de büyük olmanın verdiği özgüvenle gözümü korkutma çabaları:) yalnız bende de dil pabuç gibi altta kalmıyorum. neyse o günün akşamında karnım acıktı diyerek annemden tavada yumurta istedim, abim de içeride kanepede yatıyor. Ben elimde yumurta tavası içeriye giderken yanlışlıkla kızgın tavayı abimin yanağına değdirdim ama yanlışlıkla!! :)garibim büyük bir acıyla uyandı, ben çoktan komşunun evine kaçmıştım. Allah tan çok fazla yanmamıştı. şimdi anlatınca kendimi yine kötü hissettim:)

    YanıtlayınSil
  6. Adsız olarak yorum bırakmışım o kendini Casper sanan saf benim işte. :D

    YanıtlayınSil
  7. Ben hep otoriteyle işleri yolunda olan bir insan olmuşumdur kurallara uyan çocuktum.
    Ama benden bir yaş küçük kardeşimi hatırlarım hep çocukluk kudurmaları diyince, kısa pantolonlu kocaman gözleri olan uyumsuz bir kardeşim vardı benim.
    Kardeşimin kısa pantolonunun cepleri hep dolu olurdu, bir şekilde bir gün ailecek merakımız uyandı, ceplerini açtırdık, cebinden yüzlerce parça ip çıktı, yaşadığımız kasabadaki dilek ağaçlarından koparmış ipleri, doldurmuş ceplerine. Zaten kasabadaki herkesle hep sorunları vardı biliyordum, dileklerine de kafayı takmış onu da öğrendim o zaman.
    Futbol maçlarına sadece çelme takıp kavga çıkarmak için giderdi, iskambil oyunlarında hep bir hile yolu bulurdu, kurbağa lavralarına şırınga ile su enjekte edip patlatırdı ya da çekirgelerin karınlarını keserek doğurtmaya çalışırdık beraber. Kedimiz Sinan'ı suratıma atardı, kardanadamlarımı yıkardı, bisiklet öğretirken tutucam deyip yokuştan salıverirdi.
    Aramızda da bir yaş olduğu için birbirimizden nefret eder ama hep beraber gezerdik (aynı evde yaşamak zorunda olan kumalar gibi).
    Sadece ona karşı yaptım feci icraatlarımı ben, okula gidemesin diye ayakkabısına su doldururdum, suratına yemek fırlatırdım, onunkiler kadar özgün olmasa da hep bir misilleme olurdu aramızda. Kan davalılar gibi sırayla yapardık, onun sırası geçtikten sonra o benim hareketimi beklerdi, sonra ben onu.
    Bu 6 yaşımdan 17 yaşıma kadar devam etti aramızda. Sonra kardeşim bir gün el yapımı bir bomba yaptı(şelalede patlatmak için parfüm şişesine barut, çatapat doldurarak),düzeneği elinde patladı. Bende bir kaç cam parçası kaldı o parmak uçlarını kaybetti, ikimizde hastanelik olduk sonuçta.
    O günden beri de kardeşimle muhabbet kuşları gibiyiz,farklı şehirlerde okuyoruz, sırayla yaptığımız tek şey de birbirimizin sorunlarını dinlemek artık, bugün ne yaptın iyi misin?

    YanıtlayınSil
  8. Çocukluk netameli bir şey, orası kesin, üzücü bir öykü bu. Blog yazarınız da ailesindeki tüm çocukların izinden giderek oynadığı bir oyundan miras olarak kaşında 10 dikiş taşır ama detaylara girmeye gerek yok şimdi. Hayat, kazalar toplamı gibi biraz... Ama maksadım, üzücü anıları deşmek değil. Aksine. Geç de olsa, çok geçmiş olsun. Çocukluktan devam edelim...

    YanıtlayınSil
  9. heey "adsız" benim bir kere nasıl oluyor da başkasının anısına böyle yüzsüzlükle sahip çıkıyorsunuz anlamıyorum sayın kemal eser? nooluyor size? IP den tespit edilemez mi sanıyorsunuz yoksa? öyle sanıyorsanız sanırım gerçekten safsınız...

    YanıtlayınSil
  10. Merhaba ben "adsız" bir anımla daha sizlerleyim :) tabii biri bu anıma da göz koyup sahiplenmeye çalışmazsa.. neyse ben ilkokuldayken okulun bahçesinde küçük bir süs havuzu vardı ben ve ekürim gene bir gün havuz başı muhabbetindeyken havuzun içine düştü düşecek bir solucan görmemle onu tutup toprak alana geri koymam bir oldu. Hayatını kurtarayım derken solucan maalesef ölmüştü ne bileyim ben solucanı fazla sıkmamak gerektiğini.. Heyecandan fazla sıkmış olmalıyım ki öldü hayvan. Yanımdaki felaket tellalından bozma ilkokul arkadaşım da başladı bana sitem etmeye sen öldürdün de yok o solucan hamileydi de yavruları olcaktı da akrabaları üzülecekti de saymaya aşladı bende bir içlenmişimki sormayın tüm gün ağlaya ağlaya öğretmene dert anlatmaya çalıştım o da beni teselli etmeye. İşte buda böyle bir anımdır.

    YanıtlayınSil
  11. 'Adsız ' heyecan yapma lütfen:)şifremi ele geçiren bir arkadaşın yapmış olduğu çocukca davranıştı o :)kusura bakma:)sonradan düzeltilecekti zaten:)

    YanıtlayınSil
  12. Mahallenin genç kızları kuaföre yeni yeni gitmeye başlamışlardı.Kız kardeşim de onları görüp heves ederdi ama yaşı küçük olduğu için kimse götürmezdi onu kuaföre.Bir gün evde yalnızız,bu başladı ağlamaya (ama nasıl ağlıyor,susturmak imkansız,atıyor kendini yerlere) herkes gidiyor ben de gideceğim diye .Ben de dayanamadım aldım karşıma kız kardeşimi,ben kuaförden daha iyi keserim saçını herkeste kıskanır seni diyerek kestim saçlarını.o gün anladım ki ileride olamayacağım mesleklerden biri berberlikmişama iyi tarafından bakarsak olaya annem eve geldiğinde ilk işi kız kardeşimi kuaföre götürmek oldu

    YanıtlayınSil
  13. Bilirsiniz ilk çocuklar her zaman en fazla pohpohlananlar,şımartılanlardır.Bu yüzden sonradan gelen rakiplerini yani kardeşlerini hep kıskanırlar ve bazen bu kıskançlık onlara bazı şeyler _vahşi şeyler- yaptırtabilir.Bir tanıdığımın oğlu olmuştu,hayırlı olsuna gittiğimizde kızlarının kardeşini çok kıskandığından bahsetti.İlk başlarda önemsememişler,normal karşılamışlar ama bir gün kızlarının balkondan bulduğu tüm karınca,çekirge ve sinekleri kardeşinin kundağının içine doldurduğunu gördüklerinde işin biraz ciddi olduğunu anlamışlar

    YanıtlayınSil
  14. Sanırım bende bir tane yazacağım..
    Eskiden ablamın dolabından giyinmeyi çok severdim üstüme uysun uymasın gizli gizli birer parça kıyafet yürütürdüm, bir gün nasıl olduysa yakalandım ve evin içinde bir kovalamaca başladı. Ablam kovalıyor ben elimde bir makas ve bir tişört, ablamı tişörtü kesmekle tehdit ederek kaçıyorum. En sonuda kendimi banyoya kilitleyerek kurtulacağımı sanmıştım, ama yanılmışım. Bu seferde banyoda kaldım, kapıyı nasıl kilitlediysem açamadım ve başladım ağlamaya. Evde annem ve ablam var sadece onlarda dışarıdan açamıyorlar elbette. Neyse ki annemler amcamı çağırıp kapıyı yerinden sökerek çıkartmışlardı beni...
    (Elif)

    YanıtlayınSil
  15. dayanamayıp ben de yazıyorum en vahşi çocukluk anılarımdan birini.
    sekiz yaşlarında ya var ya yokum. oturdugumu apartmanda yasıtım bir arkadasım daha var. yine aynı apartmanda oturan bir komşumuzun o sıralar 3-4 yaşlarında olan çocuğuna acayip gıcık oluyoruz, çünkü çocuk dünyanın en cırtlak ve itici sesine sahip ve durmadan feryat figan ortalığı yıkıyor ağlamaları ve bağırmalarıyla. önce, bir gün çocuğun apartmanın bodrum katında bulduğumuz bisikletinin üstüne çişimizi yapıyoruz (iğrenç bir şey oldugunu kabul ediyorum, ama çocuktuk işte) sonra ertesi gün hıncımız gecmiyor, kapının önünde oynarken cocugu alıp uzak bir yerlere götürüp orada bırakıp kaybetmeye karar veriyoruz ve bu kararı uyguluyoruz da maalesef. bıraktıgımız yer cok uzak degil neyse ki... ama 3 yasındaki cocugu bırakıp kacmak ve kaybolmasına sebep olmak için de yeterince uzak denebilir. velhasıl, daha 10 dakika gecmeden cocugun annesi zavallı(!) yavrusunu aramaya baslıyor; vicdanım yüreğimi sıkıyor, acıtıyor; en yakın arkadasım ve suc ortagım oralı bile degil, halinden memnun pis pis sırıtıyor. en sonunda vicdanımın sesi içimdeki kötüye galip geliyor ve bir anda ortaya fırlayıp "ben galiba onun şu tarafa gittiğini gördüm, bir bakıp geleyim" deyip cocugu bıraktıgımız yerden alıp getiriyorum.
    bir daha bu kadar vahşileşmeye (ya da kötüleşmeye diyelim) teşebbüs etmedim diyebilirim.

    YanıtlayınSil
  16. altı yaşımda filandım sanırım. komşumuz leyla teyze, kocası ve iki çocuğu pikniğe gidiyorlardı. ben de onlarla gitmek istedim, bahçede çocuklarıyla beraber arabalarının yanında bekliyordum beni de alsınlar diye :) o sırada geldi leyla teyze, annene soralım filan dedi. anneme bağırdı aşağıdan, annem önce yok dedi ama ben çok ısrar edince tamam dedi. biz pikniğe gittik, akşama kadar mangal filan, leyla teyze'nin kocası da içmişti biraz. hava karardı, biz hala piknikteyiz, ben tabii korkmaya başladım annemler merak etmiştir diye de sızlanıyorum bi yandan. yola çıktık, bu sefer bi baktım, yolda leyla teyze'nin kocası, kucağına çocukları alıp teker teker onlara sürdürüyor arabayı. yani direksiyonu onlar tutuyor. yaşları 3 ve 6 idi. çok çok yavaş ilerliyorduk karanlıkta -bütün bunlar iskenderun dörtyol'da oluyor- sokaklar bomboş. ben tabii içimden yeminler ediyorum, bi daha annemi dinleyeceğim diye. o sırada benzin bitti, leyla teyze'nin kocası benzin bulmak için bizi bıraktı gitti! biraz bekledim arabada, sonra arabadan atladığım gibi kaçtım. leyla teyze peşimden bağırdı filan ama dinlemedim, koşmaya başladım, deli gibi koşuyorum, bi yandan ağlıyorum. sonra bi baktım bi asker nöbet tutuyor. o zaman anladım ki doğru yerdeyiz, çunkü babam asker ve lojmanlarda kalıyorduk. eve yaklaşmışız meğer, asker sordu ne oldu, nerede oturuyorsun filan diye, onu da dinlemedim, koşmaya devam. önce gazinoyu gördüm, sonra da bizim evi buldum, nasıl yaptım, hala bilmiyorum. deli gibi korkmuştum. tabii annemler perişan olmuşlar, çok kızdıklarını hatırlıyorum. her şey olabilirdi sonuçta, haklıydılar.

    YanıtlayınSil
  17. müthiş bir konu, vahşilikle aptallık arasında nereye koyacağımı bilemediğim bir anı da ben anlatayım madem;

    9 yaşlarındayken hırsızcılık oynamak gibi bir huyum vardı. maksat sadece gizlice evlere girmek, etrafa bir göz atıp sonra da çıkmak tabi ki. bir pazar sabahı, açık olduğunu gördüğüm zemin kat pencerelerinin birinden içeri daldığım evin sahiplerinin uyandığını fark ettiğimde kaçmak yerine sırf macera olsun diye salondaki dolabın arkasına saklanmıştım. tam 6 saat. hayatımda ki, en azından benim için, en vahşi pazar kahvaltısıydı. :/

    YanıtlayınSil
  18. dayımın kızı ile beraber amcamın benden üç yaş küçük oğlunu makas ile sünnet etme girişimi sanırım hayatımdaki en vahşice deneme. dayımın kızının "eğer ağlarsa ne yapacağız?" sorusuna benim verdiğim yanıt ise çocuk saflığını ortaya koyuyor bir nevi: "ağzına çikolata veririz, susar." :) allahtan teyzem duruma el koydu da ortada garip bir problem bulunmuyor. teyzem dediğim de az daha sünnet edilecek olan çocuğun annesi. iki kardeşin diğer ailedeki iki kardeşle evlenmesi sonucu amcam aynı zamanda eniştem, teyzem de aynı zamanda yengem. karışık bir aile :) neyse, işin daha da tuhaf tarafı benim içimdeki bu vahşetin nedeni. dayımın kızı ben daha bebekken bize geldiğinde sürekli o bakarmış bana, beni uyuturmuş. -beni oyuncak sanıyordu sanırım.- ağlamaya başladığımda ise lokumu çekip uzattıktan sonra emziğimin etrafına dolayıp ağzıma tıkıştırırmış. hep söyler sendeki bu agresifliğin sebebi daha bebekken sana yedirdiğim lokumdan kaynaklanıyor diye. aslında usluyum ama düşüncelerim vahşi. :p herkese şimdiden iyi yıllar!

    YanıtlayınSil
  19. isa darakcı2 Ocak 2012 00:19

    Anlatacağım olay benim başımdan geçse de vahşet bana ait değil. Ben mağdurum anlayacağınız. 5-6 yaşlarındayım. Okul derdi gibi bağlayıcı şeyler de olmayınca kafamıza estiğinde dedemlere gidiyoruz. Halam o zamanlar bekar, evde. Köy yerinde herkes tarlaya, çapaya gittiğinde ev işlerini, yemekleri, ördek tavuk bakımı gibi şeyleri yapmaktan sıkılmış olacak ki bir gün babaanneme 'acaba bir çocuğu buzdolabına koyarsan ne olur?' diye soruyor. aldığı cevap kısa ve öz: Senin bacaklarını kırarım. Karadenizliliğin ve gençliğin de etkisiyle yılmıyor tabii halam ve herkesin yine işinde gücünde olduğu bir gün buzdolabının alt kısmını güzelce boşaltıp, hiçbir şeyden habersiz ortalıkta dolaşan beni buzdolabına koyuyor.Hani çocuklara sorarız ya bir fili kaç hamlede buzdolabına sokarsınız diye , şimdi ben de merak ediyorum:Halam acaba bu vahşeti kaç hamlede gerçekleştirdi? Olayın sonunu merak edenler için ferah tutsun.Bir zaman sonra herhalde birileri eve gelmiş olacak ki halam telaşla kapağı açıp beni serbest bıraktı.bu olay da O günden sonra ne zaman hatırlasak güldüğümüz bir anı olarak kaldı.

    YanıtlayınSil
  20. Bende bir çocukluk anımı yazayım 10 yaşlarında Van'da kışın ilk karı geceden lapa lapa yağmış, uyandığımızda bizi sevince boğmuştu. Fakat okula gidecek olmam uzun süredir beklediğim anı bozuyordu. İstemeye istemeye okula giderken en yakın arkadaşıma okul yolunda rastlayıp onu da baştan çıkarmamla hayatımın ilk okul kırma deneyimini gerçekleştiriyordum. O gün neler yapamadık ki kardan adamlar, kardan kaleler, kardan tüneller, kartopu savaşları, kızaklı kızaksız bulduğumuz her yerden kaymak gibi... Yetmiyordu bize daha ne yapsak derken. O buz gibi havada gölün kenarındaki kayalıklardan yürümek istedik... Tabi o buz tutmuş kayalarda ne kadar yürünebilir? Sonuç Kayıp göle düşen, yer yer çizikleri morlukları oluşan ben. Sırılsıklam olmuş bir halde eve gideceğime yine okula dönmüş yok yere bir de öğretmenimden azar yemiştim ya :))))

    YanıtlayınSil
  21. Kitap kazanan 5 'vahşi' yorumcu belli oldu; yarın yayımlanacak postumuzu bekleyin ve bizimle temasa geçin!

    YanıtlayınSil
  22. isa darakcı5 Ocak 2012 12:43

    Şanssızlığım tescillenmiş oldu böylece. neyse önümüzdeki maçlara bakacağız artık. kimbilir belki de şimdilerde tükenmiş bulunan TRAINSPOTTİNG tekrar yayınlanınca bi tane gönderir siren.

    YanıtlayınSil