24 Kasım 2011 Perşembe

Son leopar

İzmir fuarındaki sırtlanı düşünüyorum. Kafesinin beton duvarı çepeçevre aşınmış; gezinmekten.*

Son Anadolu leoparı, internet verilerine göre 1974 yılında Beypazarı'nda vuruldu. Anlatılanlar tamamen acayip... Kısım kısım aktarıyorum:

"17 Ocak 1974 sabahı, Havva Köksal dere yatağı boyunca aşağıdaki bahçelere – yer elması toplamaya gidiyordu. Önden yürüyen kocası ve kayınbabası gözden kaybolmuşlardı. Şimdi dozerle doldurulmuş olan, o zamanki dere yatağında kocaman, benekli bir kedi yatıyordu.

Havva hayatında ilk defa böyle bir hayvan görürken, belki Benekli de hayatında ilk defa bir insan görüyordu. Benekli, Anadolu’da görülen son Anadolu Panteri’nden başkası değildi.

Otuz yıl aradan sonra, Mehmet Ertüzün’le birlikte 11 Mart 2004’te Havva Köksal’ı ziyarete gittiğimizde bize büyük karşılaşmayı anlatmıştı.

- Şöyle uzun kuyruklu upuzun “bir şey”, orada yolun kıyısında yatıyordu. Onu görünce geri geri gitmemle şak deyip kuş gibi üstüme konması bir oldu. Kolumdan tuttu silkeledi; gözlerimi açtığımda yanımda köpek oturağı gibi oturuyordu. Yine gitmişim kendimden. O sırada odundan Süleyman geliyormuş – onu görünce kaçmış...

Benekli dört - beş metre uçup, Havva’nın kolunu kaptığında, o silkelemede kol kırılmıştı. Ama bir gerçek daha vardı, Benekli’nin öldürme amacı yoktu, baygın Havva’nın yanıbaşına oturup beklemeye başlamıştı. (Leoparlar yalnız yaşayan, gece hayvanlarıdır; iki yılda bir, genellikle de Ocak ve Şubat aylarında çiftleşirler. Avlarını boynuzluysa boğazından, boynuzsuzsa ensesinden ısırarak öldürürler. 17 Ocak’ta, gündüz vakti, yerini yurdunu terkedip dolaşıyor ve dibinde savunmasız yatan insanı öldürmüyor olması, kendisine aştan ziyade eş aradığını düşündürmektedir)."


Bir başka kaynağa göre: "Havva Köksal 'Her gün geçtiğimiz yol, nereden bileyim orada canavar olduğunu. Benim ayak sürüntüme geldi' diyor. Onun hayvanı görmesiyle, saldırıya uğraması bir oluyor. 'Beş altı metre uzaktan üzerime uçtu. Yüzümü korumak için kolumu kaldırdım.' Leopar ön dişlerini Havva Köksal'ın koluna geçiriyor ve çırpıyor. Daha sonra öğreneceği üzere kolu dirseğinden çıkıyor ve iki yerden kırılıyor. Köksal bayılıyor. Yerde gözlerini açıp kafasını kaldırdığında leoparı birkaç metre uzağında yatarken görüyor. Ve tekrar bayılıyor. Havva Köksal ve bilinen son Anadolu leoparının karşılaştığı toplam süre bu birkaç saniye ile sınırlı."


"O sırada köydeki bir evde bu durum görülmüş, kadın kocasına:


- Kalk yaa; Havva’yı bir canavar yiyor... diye bağırmıştı.

İlk, belki de son defa bir leopar tarafından ısırılmış birisiyle sohbet ediyorduk. Bu sohbet sırasında:

- Çok müthiş, temiz, yani o kadar güzeldi ki, üzerinde kir yoktu – halı gibiydi; onun canlı hali bir bambaşkaydı...

ya da:

- Belki de kendim tepinirken kırmışımdır kolumu... gibi sevgi, koruma ifadeleri de dikkatten kaçmıyordu.

O zaman İzmir’de vatani görevini yapmakta olan oğluna:

- Anneni panter ısırdı diye haber gitmişti. Oğlu izin alamayınca da firar etmişti; Bağözü’ne gelinceye kadar yolda aklına kimbilir neler neler gelmişti." (bkz: Son Anadolu Panteri.)


Hikayenin sonunu tahmin etmek güç değil... Köylülerin peşine düştüğü hayvanı, Ahmet Çalışkan isimli bir avcı vuruyor, ölüsü Beypazarı Devlet Hastanesi'ne götürülüyor. Kürküne göz koyan bir doktor, köylüleri karantina altına almakla tehdit ediyor. Nihayetinde, Maden Teknik ve Arama Müdürlüğü, avcılardan leoparı satın alıyor, sonrasında beyni deney farelerine yediriliyor, doldurulan postu sergileniyor, gömülen kemiklerinin nerede olduğu unutuluyor ve sonra gömüldükleri tahmin edilen nokta üzerine bir bina inşa edildiği söyleniyor.Tahnit için kullanılan yapay gözlerden teki, halen kayıp...

(Girişteki alıntı Yusuf Atılgan'dan, Saatların Tıkırtısı. Benekli'nin başına gelenler kurguya taş çıkartacak denli tuhaf ve hüzünlü. Nesli tükenen türlere dair daha fazla şey söylemeye gerek var mı?)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme