11 Haziran 2019 Salı

Burada

Bir oda dolusu insanın karşısında dikilip onlara bir hikaye anlatmak... David Grossman, bir stand-up komedyeninin gösterisine odaklı Bir At Bara Girmiş'te, tüm klişelere inat sahneyi hikâyenin zemini olarak örüyor. Grossman, Cumhuriyet Kitap söyleşisinde bu arka plana dair şöyle diyor:

S: Metnin tamamı, Dovaleh G.’nin sahnedeki stand-up gösterisinin akışına odaklı... Komedyen esprilerle söze başlarken anlatı yavaştan aksi yöne doğru kayıyor ve öykü, izleyiciyi rahatsız eden şahsi bir tını kazanmaya başlarken kalabalık isyana koyuluyor. İzleyici ve göstericinin arasındaki bu hoyrat ilişkiyi nasıl değerlendirdiğinizi merak ediyorum; sizce bizler birbirimizin acılarına, çektiği dertlere ne denli duyarlıyız?

Grossman: Sefaleti, acıyı, çileyi görmezden gelmekte ustayız; kötü olduğumuzdan değil çoğu zaman; daha ziyade yorgun, bıkkın olduğumuzdan, dört bir yandan üzerimize üşüşen imge ve taleplerle karşı karşıya olduğumuzdan, vs. Ve bir başkasının yarasına dikkatlice bakacak olursak duruma dahil olma ihtimali doğuyor, biz de bundan kaçınıyoruz, sadece ne olup bittiğine çabucak bir göz atıp oradan uzaklaşmak istiyoruz. Uluslararası medya bu damarı feci biçimde besliyor aslında, olup bitene dahil olmadan, başkalarının acılarına şöyle kısaca bir göz atmamızı sağlıyor. Mesele tam olarak bu. Kahramanın çabası bundan; o, öyküsünü anlatırken izleyicilerin çoğu masalarından kalkıp gidiyorlar ama onu izleyen, gösterinin bitimine kadar kalan küçük bir grup var. Azınlıktalar belki, fakat oradalar; sefaletten, üzüntüden kaçmayan, derinlemesine bakmaktan çekinmeyen ve göstericiyi, böylesine mahrem ve acı dolu bir hikayenin anlatılmasını sağlayacak ölçüde sarıp sarmalayan birileri... Onlar orada.

(Sahi, kimler burada?)


-->

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme