9 Temmuz 2015 Perşembe

Başka


“Oldukça tasasız bir yaşam sürdürüyorsun, öyle değil mi?” diye devam etti Everhart. “Limanlarda hovardalıklar, sonra tekrar deniz ve bu şekilde...”
“Doğru.”
“Toplum içine kök salmak gibi bir derdin hiç olmamıştır herhalde.” 
“Bir kez denedim, senin söylediğin gibi kök salmaya çalıştım... Bir karım vardı, çocuk bekliyorduk, işim garantiydi, evim vardı.” Wesley bir an duraksadı ve acı hatıraları birasından koca bir yudum alarak bastırdı. Sonra konuşmaya devam etti: “Çocuk ölü doğduktan sonra ayrıldık, vesaire: Kendimi yollara vurdum, tüm Amerika’yı dolaştım, sonunda gemilere kaçtım.”
Everhart içtenlikle dinliyordu ama Wesley söyleyeceğini söylemişti.
Bill, “Pekâlâ,” diye iç geçirip bara vurdu, “otuz iki yaşındayım ve tuhaf bir biçimde kendimi özgür, şanslı hissediyorum ama dürüst olmak gerekirse mutlu değilim.” 

“Ne olmuş yani!” diye çıkıştı Wesley. “Mutlu olmak yerine göre iyidir, tamam, ama öncelikli olan başka şeyler de vardır.”

(Jack Kerouac, Deniz Benim Kardeşim. Çeviren: Garo Kargıcı.)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme