24 Haziran 2015 Çarşamba

Deniz


Blog uykudayken biz bir kitap hazırladık: Deniz Benim Kardeşim... Uzak ufukların çağrısından geniş denizlerin tuz kokusuna, özgürlüğün baş döndürücülüğünden boş şişelerin hüznüne değe dokuna ilerleyen, dev bir yazarın ilk kaleme aldığı, fakat yıllar boyunca kayıp bilinen bir metin olma niteliği taşıyan bir kitap. Jack Kerouac, Deniz Benim Kardeşim'de ilk gençlik yıllarının coşkusunu sayfalara bırakıyor, okuruna onu özgürlük yoluna düşüren dürtünün ilk kımıltısını gösteriyor. Kerouac'ın ölümünün ardından kırk yılı aşkın bir süre geçtikten sonra yayımlanan bu roman, nicedir delice bir hızla dönen dünyanın ne denli büyük, dostluğun ne denli sınırsız ve hayallerin ne denli zaruri olduğunu bizlere anımsatıyor.

Vaatlerini yerine getirmeyen, hayal kırıklıklarını dindirmeyen şişeler eninde sonunda devrilse de yol, türlü hasletle çarpan yüreklere su serpen, yaşam serüvenini anlamlı kılan yegâne doğru bu romanda ve ilerde uzanan ufuklardan başka bir teselli bulunmuyor dünyada...

Diğer yapıtlarının ışığında değerlendirildiğinde öncül bir metin olarak ele alınabilecek Deniz Benim Kardeşim, yazarının ölümünden onca yıl sonra yayımlanmasıyla zamanın doğrusal akışına karşı koyan, küçük bir hazine niteliğinde. Zamanın ötesinde bir yerlerde, yazarının denize fırlattığı bir şişe misali neredeyse ve içinden çıkan mesajda şöyle yazıyor:


Yaşa!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme