Belli bir gerekçe olmadan, öylesine uzaklaşılan bir yere yine öylesine yeniden uğrarmış gibi... Baharın ilk günü madem, yeni bir başlangıç olsun bu. Bu blog, yazarının sesi olarak on yıldır burada, ilkin öznel bir dışavurum platformu olarak kurgulansa da, sonra kitap hazırlıkları sırasında aklımızdan geçirip de resmi kanallarda söylemediklerimizi aktarma alanına ve genel olarak kitap, sanat, yaşam çerçevesinden dünyaya bakmaya çalışan bir mecraya dönüştü. İlk başta düzensizdi, sonra haftada üç gün, ardından, uzun yıllar boyunca haftada beş gün güncellendi ve böyle devam etti. Aralar da oldu tabii, uzun ya da kısa sessizlikler, kasıtlı molalar veya beklenmedik suskunluklar... Ne yalan söyleyeyim, içimden konuşmak gelmezken yazmak da zordu çoğu zaman, yalandan yazacağıma hiç yazmayayım dedim, bazen de rutini terk etmenin verdiği paslanmışlıkla başına geçemedim. Ben başlarken blog'lar mühimdi, sonra sonra Twitter gibi, Instagram gibi mikro-blogging alanları öne çıktı, blog ortamları biraz da bundan öksüz kaldı. Şimdi, ışığı bıçak gibi keskin bu bahar gününde, uzun zamandır ayak basmadığım bir bahçeye çıkarmış gibi bir ruh hali içindeyim.
Buradayım, uğramak isteyen olursa beklerim.
Gelsin bahar!
(Görselde Levent Çarşı, en oturaklı sakini ve laleleriyle birlikte, bu sabah.)
21 Mart 2018 Çarşamba
14 Şubat 2018 Çarşamba
Aşk
Sevgililer Günü'nü kutlamak bizde adetten değil ama olsun, bulunsun, Sevgililer Günü'nüz, Mark Ulriksen'in 2000 yılında New Yorker için hazırladığı tasarımla kutlu olsun.
Alttaki görsel, Only Lovers Left Alive'dan, günler gelip geçedursun, Tilda Swinton kitabını okuyor burada... Dünya Öykü Günü de kutlu olsun bu arada.
Bağımsız!
Etgar Keret: Gerçek Bir Hikâyeden Uyarlanmıştır, yarın !f'te! İşi kırın, okulu asın, verdiğiniz sözleri geri alın - Keret sizi çağırıyor.
10 Ocak 2018 Çarşamba
Değer
Birkaç ay önce Connecticut'ta bir okur buluşmasına gidecektim, bir şoför de beni Boston'a getirecekti. Hızlı sürüyordu ve bir arabayı sollarken yoldan çıktı. Her yan cam kırıklarıyla doldu ve benzin deposu yanmaya başladı. Havaya büyük bir alev bulutu yükseldi. Nefes alamaz hale gelmiştim ve kendi kendime, tamam, dedim, buraya kadarmış. Aynı zamanda da düşündüm, vay, dedim içimden, müthiş bir yaşam sürdüm ve inanılmaz kısaydı. Umarım karım yeniden evlenir çünkü oğlumu zaptetmek güç, birileri ona haydi odana diyecek olsa iyi olur... Polisin biri, patlayacak gibi olmadan beni araçtan çıkarmış. Tam o anda ölmeyeceğimi anladım. Kaburgalarım kırılmış. Aylar boyunca acılar içindeydim. Ağrılarım vardı; yazı yazamıyor, konuşamıyordum. Aldığım ilaçlardan kabız oldum ve yemek yemek istemez hale geldim. Geceleri hâlâ uyuyamıyorum. Sürekli bir şeylere söylenen, şikayetçi olan biri için inanılmaz bir tecrübeydi bu. Bugün yaşama değer verdiğimin farkındayım, bu farkındalığım daha yüksek şimdi.
(Hikâye gibi olduğuna bakmayın, Etgar Keret, Die Zeit dergisinde bir süre önce geçirdiği korkunç kazadan bahsediyor. Şubat ayında ufak bir Keret sürprizi var, duyurusu yakındır diyelim ve tabii ki, Etgar Keret'i sevelim. Görsel, çevirmenimiz Garo Kargıcı'ya ait, Tayland'da bir yerlerde, bir hostelin rafında denk gelinmiş.)
8 Ocak 2018 Pazartesi
Şen!
Bu da bir nevi edebiyat magazini, ama yine de heyecan verici; Muriel Spark, Ingeborg Bachmann, Hans Werner Henze ve başka birileri, şen ve neşeli... Bu yıl Siren'den Muriel Spark imzalı Şüpheli Hal ve Hareketler'i okuyacaksınız, Begüm Gür Erdost'un çevirisi ile... Yeni sene başlasın!
5 Ocak 2018 Cuma
Gurur
Lucia Berlin: En önemli tavsiyem şu - bu arada bunu ben de uygulamadım, başkalarının fikirlerinin beni ürkütmesine izin verdim. Eleştiriden ne çıkarabiliyorsanız çıkarın ama kendi önsezilerinize önem verin. Bu çok, çok önemli. Uzunca bir dönem ben de bu nedenle bir şey yapamaz olmuştum ki bunun farkına vardım, "Ama ben bunu kendim için yapıyorum," dedim, geri kalan hiçbir şeyi önemsemedim. En önemli olanı bu bence - hele de ortalık atölyelerden, size ne yapmanız gerektiğini söyleyen bunca kişiden geçilmezken. Bazen atölyelerdeki öğrenciler için üzülüyorum, herkesin bakış açısı farklıdır çünkü. Sadece yazmaya devam edin ve ne elde edebiliyorsanız onu elde edin, yazdığınız şey sizin içinize siniyorsa o zaman onu tutun ve bunu aklınıza not edin. Kimsenin bunu elinizden almasına izin vermeyin. En önemlisi bu işte, insanların yıkıldığına tanık oldum ben böyle böyle. Bir kez daha reddedilmeye dayanacak güçleri kalmamıştı. Benim şu temizlikçi kadın öyküm on üç yerden red aldı ve bir şekilde... Çok seviyorum o öyküyü ve kendime onunla gurur duyma izni veriyorum.
Sırf o nedenle yeni öyküler yazmaya devam ettim.
(Lucia Berlin, edebiyatta kadri yeterince bilinmemiş kıymetlerden... Söyleşi fragmanı LitHub'dan alıntı; görselde yazarın kendisi, sanıyorum Şili'de, ayağında çılgın bir çift sandalet, elinde tuhaf bir sepet ile. Manual for Cleaning Women (Temizlikçi Kadınlar için Rehber) adlı müthiş öykü kitabıyla, bu yıl Siren'de olacağını müjdeleyelim böylelikle! Yeni sene başlasın! Kafasının dikine gidenlere selamlarımızı gönderelim bu vesileyle...)
3 Ocak 2018 Çarşamba
Vitrin

Plantasyonda Sıradan Bir Gün odasında çıkrığın başında duran ve eski akağaç bloku kadar sağlam olan oturağa yerleşip ayaklarını dinlendirebiliyordu. Talaş doldurulmuş tavuklar yerleri didikliyor; Cora arada bir onlara yem atar gibi yapıyordu. Afrika ve gemi sahneleri hakkında çeşitli şüpheleri vardı ama bu oda onun uzmanlık alanına giriyordu. Eleştirilerini paylaştı. Bay Fields, çıkrıkların açık havada, köle kulübelerinin yanında durmadığını kabul etti ama en önemli şiarları aslına uygunluk olmasına rağmen, odanın boyutları belli tavizler vermelerini gerekli kılıyordu. Sahneye bir pamuk tarlası sığdırabilseydi ve bir düzine oyuncunun bu tarlada çalışabilmesini sağlayabilseydi başka türlü olurdu.
Belki günün birinde yapılırdı bu.
(Whitehead, Colson. Yeraltı Demiryolu. Çeviren: Begüm Kovulmaz. Sizin gündelik yaşamınız nasıl bir müze vitrini olurdu dersiniz?)
1 Ocak 2018 Pazartesi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




