17 Mart 2015 Salı
Artış
(Çöpe dair düşünceler ve Donald Barthelme. Pamuk Prenses'ten günümüze... Barthelme'nin öyküleri, önümüzdeki aylarda Monokl tarafından yayımlanacak. Bağlantıda, bira kutusundan yapılma ev - bugün geri dönüşüme adanmış bir anıt olarak geçiyor.)
15 Ağustos 2011 Pazartesi
Dört!
Geçtiğimiz cuma Barthelme'nin okuma listesiyle veda etmiştik, biraz açalım: Söz konusu liste, Donald Barthelme'nin kendi okunacaklar listesi değil - öğrencilerine okunmasını salık verdiği kitaplardan oluşuyor. Listenin hikayesini Kevin Moffett The Believer için yazmış; liste, Barthelme'nin Houston Üniversitesi'ndeki öğrencilerinden Padgett Powell (ki kendisi The Interrogative Mood? adlı metniyle ayrıca bir yazıda anılmayı hak ediyor) sayesinde elden ele bugüne değin ulaşmış. Sayfaların üzerindeki notlar Kevin Moffet'e ait bu arada; marjinlere not almayı sever misiniz bilmiyorum, ancak Moffet peşine düştüğü kitapları temin aşamasında çeşitli işaretler yardımıyla notlamayı seçmiş. Listedeki metinlerin çoğu roman; hemen hemen tümü 20. yüzyılda yazılmış - Pushcart antolojileri, Joseph Campbell'ın The Hero With a Thousand Faces'ı ya da Samuel Beckett'in yazdığı "her şey" gibi sıradışı ve geniş önermeleri kapsasa da, oldukça ilginç.
Malum, Barthelme "kolay" hazmedilecek bir yazar sayılmaz; listedeki metinlerin bazıları için de benzer iddialarda bulunulabilir. Bu noktada yine geriye uzanmamız ve Faulkner'ın 1956 tarihli Paris Review söyleşisinden bir alıntı yapmamız farz oluyor (öyle soruya böyle cevap kontenjanından gelsin):
PR: Kimi insanlar iki üç kere okumalarına rağmen yazdıklarınızı anlayamadıklarını söylüyorlar. Onlara ne önerirsiniz?
W. Faulkner: Dört kere okusunlar.
Hayatın kolay olması gerektiğini kim söylemiş?
Kitapların kitaplara pencereler açıp köprü kurabildiği, ister zor ister kolay ancak illa ki neşeli okumalar dileklerimizle...
12 Ağustos 2011 Cuma
Liste
Haftayı bağlarken yazı yerine Donald Barthelme'nin okuma listesiyle veda ediyoruz. Görsele tıklayarak daha rahat okumanız mümkün; metinlerin bir kısmı Türkçede mevcut. Sizin listenizde neler var?
Güzel bir haftasonu geçirmeniz dileklerimizle.
26 Temmuz 2011 Salı
Yeterince
Barthelme’nin Pamuk Prenses’i, üniversite öğrenimi görmüş bir genç kadın. Yedi çalışkan adam ile paylaştığı hayatının sıradanlığından son derece mustarip, onu kurtaracak prensi beklemekte ısrarlı ve hikâyesinin doğru düzgün bir son temin edemiyor oluşundan ötürü son derece şikayetçi. Barthelme’nin çok katmanlı anlatısı, Pamuk Prenses karakteriyle, dönemin kadın hakları hareketi sayesinde birtakım özgürlüklere kavuşmuş ancak toplumsal açıdan kendini henüz gerçekleştirememiş kadınını karikatürize ediyor. Öyle ki, anlatının akışı Pamuk Prenses’i üniversiteden mezun ederek çağdaşlaştırsa da prensini bekleme çıkmazından kurtarmıyor… Ya da beraber yaşadığı erkeklerden sıkıldığını ve yalnızca hayal gücü yoksunluğundan onlarla birlikte olduğunu açıkça ifade etmesini sağlasa da, hakkında başkalarının neler diyeceği endişesinden azade kılmıyor. Böylelikle; romanda karşımıza dönemin muhalif dergilerinden Dissent’i okurken çıkan Pamuk Prenses, yine de kendi kaderini çizecek ölçüde bağımsız ve içinde yaşadığı düzene karşı “muhalif” olmayı başaramıyor.
28 Haziran 2011 Salı
Uzak
Yazın ne okunur ne okunmalıdır vs. eksenli tartışmalar dönüp duruyor biliyorsunuz; bu blogun yazarının kişisel tercihi, belki de yaz ışığının artan dozajıyla birlikte huzursuzluğun da yükselmesiyle birlikte, kütüphanenin sürprizlerine sığınmak içinde bulunduğumuz aylarda. İşte kütüphaneden çıkma bir kitap: Amerikan Hikayeleri Antolojisi. Derleyen Tomris Uyar; basım yılı 1983, İletişim Yayınları. Bilge Karasu, Armağan İlkin, Memet Fuat gibi isimlerin çevirileriyle Faulkner, Capote, McCullers, Barth ve Brautigan gibi yazarların öyküleri bir araya getirilmiş; her yazar hakkında kitabın editörü tarafından eklenmiş kısa bir tanıtım yazısı mevcut. Piyango adlı meşhur öyküsüyle derlemede yer alan Shirley Jackson için, Tomris Uyar şöyle demiş:
Hiziplerden uzak yaşadığı için zamanında ancak gerçek yazınseverlerin değerlendirdiği, ünsüz bir yazar. Sıcak, duygusallıktan uzak bir anlatımı var. Yazarın ürkütücü, olağanüstü olanı gündelik yaşamın içine yerleştirmekteki başarısını hemen her derlemeye alınan "Piyango" adlı öyküde kolayca gözlemleyebiliriz.
Aynı derlemede bir Barthelme öyküsü çıkıyor karşımıza: Enayi. Barthelme'nin kısa tanıtım yazısı ise şöyle:
Gazete muhabirliği ve müze müdürlüğü gibi değişik uğraşları olan Barthelme, çağdaş Amerikan yazınında alışılmışı sorguluyor, taşlamacı tutumuyla sivrilen bir yazar.
William S. Burroughs ve John Rechy'den bahsederken, "müstehcen" damgası yiyen kitaplar dünya kamuoyunu ayağa kaldırıyor, davaları da kitapları kadar ilgi topluyor, diye not düşmüş Tomris Uyar; sene 2010, 1983'ten bu yana değişen bir şey, en azından mahkeme bazında yok sanıyorum.
Yazı hariç.
24 Mayıs 2010 Pazartesi
Masallara inanmak
Joyce Carol Oates'un masal formatına gönderme yapan romanı Güzel Bir Kız'ı bu ay yayımladık, biliyorsunuz. Geçtiğimiz sene bugünlerde Amerikan edebiyatının devlerinden Donald Barthelme'nin Pamuk Prenses'ini çıkartmıştık. Masal tematiğiyle ilgilenmeleri haricinde ortak bir noktaları olmasa da, Güzel Bir Kız'dan bahsederken Pamuk Prenses'i de anımsamak gerek.
Masal ve söylencelerin çağın aynası oldukları tartışılmaz elbette... Pamuk Prenses masalı; kadın ve erkeğin toplumdaki konumları, iyiliğin ödüllendirilip kötülüğün cezalandırılmasını öngören zamanın ahlak ve adalet anlayışı, kadının iktidar arayışında güzelliğin ve güzelliğin onaylanmasının rolü vs. gibi temaların yanı sıra, evlilikle “taçlanan” mutlu sonuyla bildiğimiz pek çok diğer masalla da benzeşiktir. Nesilden nesile nakledilmeleri dolayısıyla kültürel bilinçaltının yapıtaşlarından sayılan masallar arasından Pamuk Prenses’i ele alan Donald Barthelme, ana karakterini 1960’ların Amerika’sında konuşlandırarak kuşaklar boyu anlatıla anlatıla adeta ezberlenmiş, klişelerle yüklü bir anlatıyı aktif stratejilerle yerle bir ediyor.
12 Nisan 2010 Pazartesi
Fırlatılan satırlar
Gerçi siz beni tanımıyorsunuz ama benim adım Jane. Başınıza dert açmak için telefon rehberinden aldım isminizi. Şuna inanıyorum ki bugün hepimiz birbirimizle ilişki kurmakta zorluk çekiyoruz. Herkesin hemfikir olduğu bir gerçek bu, aslında öyle bir hemfikiriz ki belki de gerçek bile değil bu bilgi. Belki de gereğinden fazla ilişki halindeyiz, hani bana sorulsa. Yine de ilk varsayım üzerinden hareket ediyorum, yani ilişkilerimiz yetersiz, o yüzden size doğru bu satırları fırlatıyorum. Yakalarsınız ya da bırakırsınız düşer, size kalmış. Ama bana öyle geliyor ki oralı olmazsanız bunun ceremesini çekersiniz. Bu benim kişisel görüşüm sadece, herhangi bir polis gücü yok arkasında. Sizi cezalandıracak durumda da değilim, Bay Quistgaard, dinlemediniz ya da ilgi göstermediniz diye. Bizim toplumumuzda bunun bir cezası yok. Şimdilik. Sadede gelelim.
17 Mart 2010 Çarşamba
Hangi prens?
12 Ocak 2010 Salı
Pamuk...
Pamuk Prenses şimdi de dört sayfalık, açık saçık, uzun bir şiir yazmış. Bize okutmuyor, kesinlikle reddediyor bunu. Nuh diyor peygamber demiyor. Şiirden tesadüfen haberimiz oldu. Eve erken saatte, yorgun argın gelmiştik. Holde bir süre oyalanarak içeriye girip girmemeyi düşünmüştük. Tuhaf ama sezmişiz işte ya da içimize doğmuş olmalı. Sonra yorgun argın içeri girdik. “Posta gelmiş,” dedik. Bir şeyler yazıyordu, görebiliyorduk. “Posta gelmiş,” dedik tekrar. Çoğu zaman postayı pençeleriyle havada kapardı ama dalmış gitmişti, kafasını kaldırmadı, oralı bile olmadı. “Ne yapıyorsun,” diye sorduk, “bir şey mi yazıyorsun?” Pamuk Prenses başını kaldırdı. “Evet,” dedi. Yeniden başını önüne eğdi, kapkara gözlerinin kapkaralığını renklendirecek en ufak bir duygu kırıntısı göstermeden. “Mektup mu?” diye sorduk, bir mektupsa kime ve ne hakkında olduğunu merak ederek. “Hayır,” dedi. “Liste mi?” diye sorduk, beyaz yüzünde bir şefkat belirtisi arayarak. Ama yoktu şefkat. “Hayır,” dedi. O zaman laleleri yeşil kâseden mavi kâseye aktardığını fark ettik. “Ne o halde?” diye sorduk. Zambakları yazı masasından alıp şifonyere koyduğunu fark ettik. “Ne o halde?” diye tekrarladık. Gördük ki ipekotunu sürükleyerek ta mutfağa kadar götürmüştü.
“Şiir,” dedi.
(Pamuk Prenses, Donald Barthelme. Çeviren: Hakan Toker)1 Temmuz 2009 Çarşamba
26 Haziran 2009 Cuma
20 Haziran 2009 Cumartesi
Pamuk Prenses - Donald Barthelme
"Esmer, uzun boylu, güzel bir kadın o.
Çok sayıda beni var: biri göğüslerinin üstünde, biri göbeğinin üstünde, biri dizinin üstünde, biri ayak bileğinin üstünde, biri kalçasının üstünde, biri ensesinde.
Hepsi sol tarafta, yukarıdan aşağıya neredeyse tek sıra halinde:
•
•
•
•
•
•
Saçları abanoz gibi siyah, teni kar gibi beyaz."







.jpg)