Nisan ayı; yağmurları, erken erken inmeye niyeti olmayan akşamları, serin rüzgarları ve tomurcuklanan ağaçları da aldı, geldi. İstanbul'da yaşayanlar için, nisanın film festivali ayı olduğunu da unutmayalım. Her ne kadar Emek Sineması'ndan yoksun da olsa, festival festivaldir yine de. Kışın pasını geride bırakıp tazelendiğimiz bir mevsimde, ekran başından uzaklaşıp beyazperdenin karşısında düşlerimizi başkalarının düşleriyle kaynaştırdığımız bir zaman dilimi... Sinemanın önce AVM'lere ardından da bilgisayar ekranlarına indirgenmeye mahkum olduğunu, ilerleyen zaman ve teknoloji ile izleyicinin sinema salonlarından kopmasının engellenemeyeceğini iddia eden felaket tellallarına inat; yağmurda yürüyüp Beyoğlu'nda bir kahve içmenin, festivalin sürprizlerini keşfe çıkmanın tam da zamanı şimdi. Her şeye rağmen.
