chagall etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
chagall etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Mart 2010 Çarşamba

Âşık olmak

Ayıplı tefeci Yankel D, o akşam bebeği evine götürdü. Geldik, dedi, işte ön basamak. İşte burası. Bu, senin kapın. Ve işte bu tuttuğum da senin kapının tutamağı. Ve işte, eve geldiğimizde ayakkabıları buraya koyarız. İşte, ceketlerimizi buraya asarız. Bebekle anlayabilirmiş gibi, asla yüksek ses veya tekli heceler ve saçma sapan sözcükler kullanmadan konuştu. Seni beslediğim bu şey, süttür. Süt, bir gün tanışacağın sütçü Mordehay’dan gelir. O da sütü inekten alır. İnek, düşündüğünde çok tuhaf ve asap bozucu bir şeydir, o yüzden inek üstüne fazla düşünme… Yüzünü okşayan bu şey, benim elimdir. Bazı insanlar sağ elini, bazıları sol elini kullanır. Sen hangisisin henüz bilmiyoruz çünkü orada öylece oturup işleri bana bırakıyorsun… Buna öpücük denir. Dudaklar yapıştırılıp bir şeyin üstüne, bazen bir yanağa, bazen başka dudaklara, bazen başka şeylere bastırıldığında olan budur. Öpülen, duruma göre değişir… Bu, benim kalbimdir. Sen ona sol elinle dokunuyorsun; bunun nedeni solak olman değil ki öyle çıkabilirsin, sol elini tutup kalbime bastırmamdır. Şimdi duyduğun benim kalp atışlarımdır.

Beni hayatta tutan budur.

(Her Şey Aydınlandı; Jonathan Safran Foer. Çeviren: Algan Sezgintüredi.)

31 Aralık 2009 Perşembe

Her Şey Aydınlandı ve Jonathan Safran Foer

Aşırı Gürültülü ve İnanılmaz Yakın'ın ardından Jonathan Safran Foer şimdi de Her Şey Aydınlandı ile, yine Algan Sezgintüredi çevirisiyle Türkçede. Her Şey Aydınladı'yı Gogol Bordello'nun müziklerini yaptığı filmden anımsarsınız. Çoğu edebiyat uyarlaması gibi kitabı hakkıyla yansıtmayan film bir yana; Foer'in ilk ve en önemli romanı olan Her Şey Aydınlandı bu genç yazarın zaman, mekan ve hafıza üçgeninde şaşırtıcı manevralar yaptığı ve aşırı hüznü, inanılmaz mizahıyla okuru allak bullak eden bir yapıt. Hazırlama aşamasında tüylerimizin diken diken olduğunu, ara ara gözlerimizin dolduğunu ve metnin üzerinde çalıştığımız çoğu zaman gülümsediğimizi de eklemeli. İnsanlık tecrübesini, sözün tükenmeye ve tüketilmeye iyice yaklaştığı bir çağda böylesine çarpıcı bir biçimde dillendiren Foer'i ve Her Şey Aydınlandı'yı bekleyin!

Tekrarlayan Rüyalar Kitabı'nı, Alex'in bozuk anlatımını ve karakterler arasına örülü o inanılmaz yakın ağları kolay kolay aklınızdan çıkartamayacaksınız.

Tam adım, Alexander Perchov. Ama tüm arkadaşlarım bana Alex der çünkü bu, tam adımın söylemesi daha kısa halidir. Annem bana ‘Alexi-delirtme-beni!’ der çünkü hep delirtirim onu. Onu neden delirttiğimi merak ediyorsanız söyleyeyim: çünkü sürekli arkadaşlarımla bir yerlerdeyimdir ve feci nakit saçıyorumdur ve bir anneyi delirtecek daha bir sürü şey yapıyorumdur. Babam, yazın bile kafamdan çıkarmadığım kürk yüzünden bana Şapka derdi. Bunu kesti çünkü ona, bana böyle demeyi kesmesini emrettim. Kulağıma çocukça geliyordu ve ben kendimi daima çok iktidarlı ve üretken bir erkek gibi görmüşümdür. Çok, çok kızım var benim, inanın ve hepsi beni başka isimle çağırır. Bir tanesi bana Bebeğim der; bebek olduğumdan değil, bana baktığı için. Bir diğeri bana Gece Boyu der.

Neden böyle diyor, söyleyeyim mi?