Müthiş Dahiden Hazin Bir Eser etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Müthiş Dahiden Hazin Bir Eser etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Eylül 2010 Cuma

Kitabın tadı



KİTABIN TADINI ÇIKARMAK İÇİN KURAL VE ÖNERİLER:


1. Önsözü okumanız için pek önemli bir neden yok. Gerçekten. Önsöz esasen yazarın kendisi ve bu kitabın geri kalanını okuyup bitirdikten sonra her nedense hevesle okunacak başka bir şey arayanlar için yazılmıştır. Eğer önsözü çoktan okuduysanız ve keşke okumasaydım diyorsanız, bizi affedin. Daha önce söylememiz gerekirdi.

2. Teşekkür faslını okumanın da kayda değer bir önemi yok. Basılmadan önce kitabı okuyan birçok kişi (bkz: s. 42) teşekkür bölümünün kısaltılmasını ya da tamamen çıkarılmasını önerdi ama yazar onlara boyun eğmedi. Bu bölüm de olay örgüsüne önemli bir katkıda bulunmuyor. Bu yüzden, tıpkı önsöz gibi, teşekkür bölümünü de çoktan okuduysanız ve keşke okumasaydım diyorsanız, bizi affedin. Bu konuda bir şeyler söylememiz gerekirdi.

3. Zamanınız kısıtlıysa İçindekiler bölümünü de atlayabilirsiniz.

4. Aslında çoğunuz kitabın ortalarından epeyce kısmı, tam olarak belirtmek gerekirse Bölüm 7-9 arasını da atlayabilirsiniz çünkü bu sayfalar yirmili yaşlarının başında bulunan ve yaşadıkları kendilerine pek enteresan görünmüş olsa da, hayatlarını ilginç bir hale sokmanın çok zor olduğu insanlarla ilgilidir.

5. Doğrusu, aranızdan bazıları ilk üç ya da dört bölümün tümünü okuma zahmetine katlanmak isteyebilir. Böylece 179. sayfaya kadar gelirsiniz ki bu da epeyce okuduğunuzu gösterir; güzel bir kısa roman okumuş kadar olursunuz. Bu ilk dört bölüm tek bir ana konu etrafında dönen başa çıkılabilir bölümlerdir, oysa kitabın geri kalanı için bunu söylemek hiç kolay değil.

6. O noktadan sonra kitap karmakarışık bir hal alıyor.


Bu mecrada bir süredir bahsettiğimiz Dave Eggers, çağdaş yazının en ilgi çekici ve yaratıcı figürlerinden biri. 1970 doğumlu yazar, McSweeney’s bağımsız yayınevinin kurucusu olduğu gibi, dergici, yayıncı ve editör kimlikleriyle de tanınıyor. Senelik Okumanız Gerekmeyenlerin En İyileri antolojilerinin de arkasındaki isim olan Eggers, hayat hikayesinden yola çıkarak yazdığı Müthiş Dahiden Hazin Bir Eser adlı kitabıyla satış rekorları kırmış ve Pulitzer’e aday olmuştur. Eggers, ayrıca The Believer, McSweeney’s Quarterly Concern, The Wholpin dergilerini çıkartmakta, The New Yorker, Esquire ve Ocean Navigator gibi mecralarda yazılar yazmaktadır. Sam Mendes filmi Away We Go ve Spike Jonze projesi Where The Wild Things Are’ın senaryo yazarı da olan Eggers, 2008 yılında kendi kurduğu 826 Valencia adlı vakfın yenilikçi projelerinden ötürü TED ödülüne de layık görülmüştür. Resimdeki kişi, Eggers'la uzaktan yakından alakası olmayan ama işini büyük bir hazla yapan efsane antropolog Franz Boas. Yukarıdaki pasaj, Duygu Günkut'un Türkçeleştirdiği Müthiş Dâhiden Hazin Bir Eser'in girişinden. Yazarın bol ödüllü yeni kitabı Ne Nedir, geçtiğimiz haftalarda da duyurduğumuz üzere Algan Sezgintüredi çevirisiyle taze taze raflarda şimdi...

3 Eylül 2010 Cuma

Hayatım roman

Kurgu ile gerçeği ayıran şey nedir? Bilmek mi? Yaşamak mı? Bir roman okuduğunuzda ya da film izlediğinizde hissettikleriniz, gazetede gördüğünüz bir üçüncü sayfa haberini okuduğunuzda ya da gündüz kuşağında izlediğiniz bir 'reality show'da anlatılan 'gerçek' yaşam öykülerini duyduğunuzda hissettiklerinizden farklı mı sizce? En başa dönüyoruz; gerçek ile kurguyu birbirinden ayıran ne?

Dave Eggers, yarı kurgu yarı gerçek romanı Ne Nedir'de küçük bir çocuğun Afrika topraklarında zorlu şartlar altında tek başına hayatta kalma mücadelesini, Amerika’da oyunu kurallarıyla oynamayı öğrenmeye çabalayan bir mültecinin tosladığı duvarları ve bizler bakmazken dünyada olup biten kimi felaketleri Valentino Achak Deng’in üzerinden anlatıyor. Gerçek bir yaşam öyküsünü romanlaştıran Eggers, beş yıla yakın bir süre boyunca Valentino ile vakit geçirip anılarını kaydettikten sonra onun öyküsünü kurgulayarak aktarmayı seçmiş. Genelde etrafındakilere kendi kitaplarını okumalarını önermekten utandığını söyleyen Eggers, Valentino'nun öyküsü Ne Nedir'in herkes tarafından okunması gerektiğinde ısrarlı. Önceki kitabı Müthiş Dâhiden Hazin Bir Eser'de kendi biyografisini bir çeşit yeni çağ solipsizm eleştirisi çerçevesinde sunan yazar, bu defa bambaşka bir şey deniyor. Bir kısmı Datça'da yazılan roman, salt gerçek ile kurgu arasındaki çizginin cazibesi üzerine kafa yormak için bile okumaya değer. Hayatım roman derler ya hani, biraz öyle...

Dave Eggers'ın yeni kitabı Ne Nedir, çok yakında...

25 Ağustos 2010 Çarşamba

Hayal ürünü

"BİR ANEKDOT: Yazar bunun… bu… biyografinin yarısına geldiğinde kovboy tarzı dekore edilmiş bir restoranda şöyle sağlam bir tabak pirzola ile yanında patates kızartması yerken yanına bir tanıdığı yaklaştı. Yazarın karşısına oturup neler yapıyorsun, nasıl gidiyor, şu anda ne üstünde çalışıyorsun falan diye sordu tanıdık. Yazar da; ah, ne olsun işte, bir kitap üstünde çalışıyorum gibilerden kem küm etti. Üzerinde mor kadifeden spor bir ceket olan bu tanıdık (ceketin rengi ışıklar yüzünden öyle görünüyor da olabilirdi) ‘Ah, ne güzel,’ dedi, ‘Nasıl bir kitap?’ (Şimdilik bu tanıdığa, e, “Oswald” diyelim.) Oswald, ‘Konusu ne?’ diye sordu. Şey, dedi yazar, e, şey, dedi tüm güzel konuşma yeteneğini kullanarak; anlatması biraz zor, galiba biyografi tarzı bir şey diyebilirim. Oswald yazarın sözünü keserek yüksek sesle, ‘Yo, olamaz!’ dedi. (Belki bilmek istersiniz; Oswald yetmişlerin o kabarık saç modeline sadık kalmıştı.) ‘Sakın bana bu tuzağa düştüğünü söyleme!’ (Saçları Dungeons & Dragons stili omuzlarına dökülüyordu) ‘Biyografi mi! Hadi ama, sen de bu eski oyuna gelme dostum!’

15 Şubat 2010 Pazartesi

hafızanın dayanıklılığı

Dave Eggers'ın Müthiş Dahiden Hazin Bir Eser'deki kendi kendiyle takıntılı anlatıcısı 'Haftaları düğmeler gibi, bozuk paralar gibi kaybediyorduk" gibisinden bir şeyler der... Şubat ortasına gelmişiz, günışığı baharın kapıda olduğunu haber veriyor. Zaman hızla akar, günler Bukowski'nin tepelerden aşağı koşan vahşi atları hızıyla geçip giderken, Eggers'ı anmamak elde değil. Zamanın hızlı akan sularında sürüklenenler için çok eskilerden çağıralım gelsin: bir doz Mem.

"Biberlik bir başka zaman diliminden gelmiş hüzünlü bir objenin güzelliğini çağrıştırıyordu; ben altı yaşımdayken ailemin Greensboro'daki evinde masanın üstünde duruyor olabilirdi. Belki de, bundan yılar sonra karşıma çıkacaktı. İlacı alıp buraya, barut rengi bir tozla dolu hüzünlü biberliğe geri dönecektim. Belki de dönmeyecektim ve biberlik de tıpkı yemekhanedeki diğer şeyler, masayı silen gerizekalı çocuğun üzerindeki kızıla çalan süveter ve "Pazartesi'ye Özel: Pancar Kompostosu" diyen levha gibi, bir unutulmuşluk nehrinde kaybolacaktı. Parmaklarımı biberliğin etrafına öyle sıkı doladım ki, cam elime battı. Bu; yani camı sıkıca kavrayan elim, bu küçük objeye sımsıkı tutunmak için harcadığım çaba bile bir gün unutulacaktı. Her şey eninde sonunda kayboluyor, uzaklaşıyor, sonunda hiçbir şeye bize ait kalmıyordu." (Anıkolik; Pagan Kennedy. Çeviren: İrem Mirzai)

26 Aralık 2009 Cumartesi

Yeni Çağın Hastalığı Solipsizm

"Sen kimsin?" diye sordu Tırtıl.

İnsana konuşmayı sürdürme isteği veren bir başlangıç tümcesi sayılmazdı bu.

Alice utana sıkıla, "Şey, ben, ben de şu anda pek bilmiyorum efendim," dedi. "Bu sabah yataktan kalktığımda kim olduğumu biliyordum ama, o zamandan bu yana o kadar çok değiştim ki."

"O da ne demek?" dedi Tırtıl sertçe. "Söylediğini açıkla bakalım!"

"Açıklayamayacağım efendim," dedi Alice. "Ben kendim değilim ki kendi dediğimi açıklayabileyim, anlıyorsunuz ya!"

Dave Eggers, Müthiş Dâhiden Hazin Bir Eser'de iddialı bir laf ediyor ve kendine dair takıntı geliştirmemiş kimselerin ilginç olmadıklarını savunuyor. Anlatı ve formda doğru kabul edilen her şeyi ters yüz etme kaygısıyla kurguladığı öyküde Eggers'ın ne denli ciddi olduğunu kestirmek okura kalmış elbette. Kitabına upuzun bir girizgahla çeşitli okuma önerileri ekleyen, dahil edilmemiş diyalogları okur henüz öyküye başlamadan karşısına seren ve hop, işte bir tel zımba resmi derken birdenbire kişisel hayatının trajedilerini müthiş bir oyunculuk ve alaycılıkla sayfalara döken bir yazardan söz ediyoruz sonuçta.

Ancak Eggers'ın parmak bastığı ve kitabın tümünde konu ettiği gerçeklik oldukça düşündürücü: masumane ifade edilmiş biçimiyle kendine takıntılı olma hadisesi, yani çağın yeni hastalığı solipsizm. Ben var olduğum sürece benim için varsın dünya, ötesinde yalansın dünya hadisesi. Eggers'ın ana karakteri kendine dair takıntılarıyla beslenen, mükemmel bir tekbencilik karikatürü sunuyor bizlere. Gıdasından öylesine memnun ki, tüm dünyanın da onunla beslenmesini elzem görüyor. Zaman zaman itici de olsa okura kendi aksini görebileceği bir ayna tutuyor Eggers. Anahtar sözcük: Ben.

Bir sene sona erer, yıllık kişisel özetler yapılıp yeni seneye dair plan ve projeler pek tabii ki "ben" odaklı olarak şekillenirken Eggers'ın aynasından kopup Wallace'ın sularına bir göz atmakta fayda var yine de. Çağdaş insanın en önemli savaşının zihnine ve kendi kendini mutlak merkezinde gördüğü dünya algısına karşı olduğunu savunan bu büyük yazarın sözlerini anımsamak, "ben"in kıskaçlarından biraz olsun kurtulmak gerekli. İki farklı yazarın benzer konuları ele alma biçimleri arasındaki uçurum ise üzerinde kafa yorulması gereken apayrı bir mevzu.

"Dur bakayım: Bu sabah uyandığımda aynı mıydım? Bir değişiklik duymuştum gibi geliyor. Ama aynı değilsem, değişmişsem, yeni bir soru çıkıyor ortaya: Ben kimim o zaman? İşte asıl bilmece bu!"

(Alıntılar: Alice Harikalar Ülkesinde, Lewis Carroll. Çeviri: Tomris Uyar, Can Yayınları 1992)

19 Aralık 2009 Cumartesi

Dave Eggers'dan Vahşi Şeyler


Müthiş Dâhiden Hazin Bir Eser'in yazarı Dave Eggers, 2010'un ilk aylarında Vahşi Şeyler ile yeniden raflarda olacak. Vahşi Şeyler, Maurice Sendak'ın kült çocuk klasiği Where The Wild Things Are'ın Eggers dokunuşuyla romanlaştırılmış hali. Eggers, ayrıca Spike Jonze ile birlikte aynı metnin beyazperde uyarlamasının senaryosunu da yazmış. The Yeah Yeah Yeahs'den tanıdığımız Karen O'nun müziklerini yaptığı film, Aralık ayında ABD'de gösterime girmiş ve oldukça ilgi çekmiş bile. Bekleyin!


2 Aralık 2009 Çarşamba

Müthiş Dâhi ve Dave Eggers

“Yazar bir biyografinin -aslında herhangi bir kitabın- başarısının anlatıcısının ne kadar cazip olduğuyla ilintili olduğunu hatırlatmayı borç bilir. Buna dikkatleri çekmek üzere yazar kendi ile ilgili aşağıdakileri önermektedir:

a) Aynı sizin gibi biridir.

b) Aynı sizin gibi, biraz sarhoş olunca hemen sızar.

c) Bazen prezervatif kullanmadan seks yapar.

d) Bazen sarhoş olduğunda prezervatifsiz seks yaparken sızar.

e) Anne babasına doğru düzgün bir cenaze töreni yapmamıştır.

f) Üniversiteyi bitirmemiştir.

g) Erkenden ölmeyi beklemektedir.”

Dave Eggers, Boston şehrinde doğdu ve Chicago yakınlarında Lake Forest’ta büyüdü. McSweeney’s yayınevi, dergi ve websitesinin kurucusu olan Eggers, kendi hayat hikâyesinden yola çıkarak yazdığı Müthiş Dâhiden Hazin Bir Eser ile Pulitzer’e aday oldu. Senelik Okumanız Gerekmeyenler antolojilerinin ardındaki isim olan Eggers, son olarak büyük ses getiren kitabı Zeitoun ve Spike Jonze’nin sinemaya uyarladığı Maurice Sendak klasiği Where The Wild Things Are’ın senaryosu ve senaryoya dayalı romanı ile büyük beğeni topladı. Wild Things (Vahşi Şeyler) isimli roman, önümüzdeki aylarda Hakan Toker çevirisiyle raflarda olacak. Yine Hakan Toker çevirisiyle 2010 yılında yayınlanacak olan What Is the What isimli kitabıyla 2009 yılı Prix Médicis Étranger ödülüne layık görülen Dave Eggers, Kuzey Kaliforniya’da yaşamakta; The Believer, Timothy McSweeney’s Quarterly Concern ve Wholphin dergilerini hazırlamakta ve The New Yorker, Ocean Navigator gibi mecralarda yazmaktadır.