28 Şubat 2014 Cuma

N-n-n

Tasarımcı Jim Tierney'den Saatleri Ayarlama Enstitüsü'nün kapak tasarım süreci. Örnekler şahane... Üzerine Sabit Fikir'den gelsin, bir fotoğraf, iki kitap. 

Filmler kitaplara karşı: filmleriyle tanınan kitap uyarlamaları. İstanbul Film Festivali'ne geri sayım başladı, onu da atlamayalım. Programın tamamı, 6 Mart'ta açıklanacak. Film festivalinde gösterileceği duyurulan Wes Anderson eseri The Grand Budapest Hotel, meğer Stefan Zweig'dan ilham almış; Anderson'ın bu husustaki söyleşisi burada. Zweig'dan çağrışımla Schnitzler'e uzanalım ve bir kitap önerisi düşelim bu nota: Düşsel Öykü. Kubrick, Gözler Tamamen Kapalı'da meğer Schniztler'den esinlenmiş. Sonsuz döngü.

Peyniraltı Edebiyatı bir yaşında; yeni sayıda (Mart) bir de Etgar Keret öyküsü yer alıyor.

Haruki Murakami'nin yeni romanı, yaz sonunda İngilizce olarak yayımlanıyor. Buzzfeed'den eğlencelik: Ne tür bir Murakami kahramanısınız? 

James Patterson'dan kitabevlerine bir milyon dolarlık bağış. Kitabevlerinin ayakta kalma mücadesini bu yaz Robinson özelinde konuştuk; Patterson bağış yapmayacağına göre, bu topraklarda bağımsız kitabevlerine sahip çıkmak, halen bizlere kalmış vaziyette. Aklınızda bulunsun.

Bahara hazırlık: Bisikletli ulaşım haritası. 

Bu haftaki harita damarından devam: Haritalarla sanat. Bu da Umberto Eco'dan: Efsanevi Diyarlar Kitabı. Üzerine bir de Hayali Yerler Sözlüğü bağlantısı verelim ve Görünmez Kentler'le eşleyelim. "Belki de kent yaşamının kriz noktasına yaklaşmaktayız ve Görünmez Kentler, yaşanmaz hale gelen kentlerin kalbinden doğan bir rüya," diyor arka kapakta... İyi ki kitaplar var.

Görselde, Wes Anderson'ın The Royal Tenenbaums'undan bir kare. Haftayı bununla kapatalım.

İyi tatiller.


27 Şubat 2014 Perşembe

Zevk!



Makineleşme çağı, hızı, ölçülebilir bir değer olarak kabul ettirdi; makinelerle insanların kaydettiği ilerlemenin tarihi, rekorlarla yazılıyor artık. Ama zihinsel hız ölçülemez ve karşılaştırmalara ya da yarışlara elvermez; sonuçlarını tarihsel bir perspektif içinde ortaya koyması da mümkün değildir. Zihinsel hız kendi başına bir değerdir: Bu zevke duyarlı kişide yarattığı zevkten ötürü, ondan elde edebileceğimiz pratik yarardan ötürü değil. 

(Italo Calvino, Amerika Dersleri. Çeviren: Kemal Atakay, YKY. Görsel: Hans Hammarskiöld.)

26 Şubat 2014 Çarşamba

Ejderha


Keşfedilmemiş toprakların haritalarını çıkaran kartograflar, 'Burada ejderhalar var' ibaresi düşermiş eskiden. Bugün, dünya üzerinde, keşfedilmemiş, el sürülmemiş bir toprak parçası yok. Ejderhalar derseniz, onlar da yok. Zihinlerimizin haritalarını çıkarak olursak eğer, ejderhalardan gulyabanilere, iblislerden ifritlere, yok yok.

Kendi dünya haritasını kendi çizen Hızımızı Tadacaksınız,  aklından geçenlerin hızına yetişemeyenler, dünyanın hızıyla yetinemeyenler ve ancak son sürat giderken iyi hissedenlerin doludizgin macerası. Burada ejderhalar da var, köstebekler de; kabuslar da var, kahkahalar da ve Senegal sahillerinden Estonya kaldırımlarına, Meksika düzlüklerinden Letonya ormanlarına varana değin, güneşin altında yeni bir şey yok.

Yaşam hariç.

Doğudan batıya ve batıdan doğuya, var olan tek gerçek: Son sürat seyahat!

25 Şubat 2014 Salı

Hız



"İnanmaya hazırsanız, ne iyi."*

"Neye inanacağınızı siz seçersiniz."**

Evrenin özü, filozofun dediği gibi ateş ise, yangınları kim söndürecek?

Biri ölür, biri gider; biri kalır, biri yürür; nihayetinde her birey, bulunduğu noktada, kendi çıkmazlarına gömülüdür ve evrende her olasılık, kendini yinelemekle yükümlüdür. Teselliler mevcuttur hayatta; durağanlıkla savaşmak mümkündür ama varış noktası belli olan bir macerada uğraklar ne olursa olsun, sonlar aynı olmaya mahkumdur.

Hızımızı Tadacaksınız, bir yol romanı; a noktasından b noktasına değil de olası tüm uğraklara savrularak ilerleyen, ilk paragrafıyla son satırına dairesel olarak bağlanan bir yolu imleyen... Her yol romanında, hayatın kendisinde de olduğu gibi, hızlandıkça şenlenen, duraksadıkça çemberler çizen - Zamanı yenmeye yeminli iki kahramanın, sırtlarındaki yüklere aldırmadan yollara düşüp ilerlemeye, salt ilerlemeye çalışmasının, Afrika'dan Estonya'ya, Londra'dan Meksiko'ya savrulmasının hikâyesi. Gerçeklik ve hakikatin kesişmediği bir evrende, hızla, hazla, son sürat seyahatin, acıklı ve eğlenceli öyküsü.

Enlemleri hüzün, boylamları heyecanla sabit bir dünya haritası üzerinde, tam gaz, son sürat, seyahat, seyahat, seyahat.

(*Italo Calvino, Görünmez Kentler. ** David Foster Wallace, Bu Su. Görselde, Chris Kenny'nin harita işlerinden biri; kaynak, burasıHızımızı Tadacaksınız, haftaya, tüm kitapçılarda.)

24 Şubat 2014 Pazartesi

Acele



Festina Lente.*

Havaya fırlatılmış bir ok, zaman içindeki her an belirli bir konumda durmaktadır. Her an belirli bir konumda duran ok için hareket mümkün olamaz.

Güne Zenon'un paradokslarından biriyle başlangıç ve bir soru: Hareket mümkün mü? Ya da şöyle demeli belki de: Nereden nereye? Sabahtan akşama, baştan sona, kıştan yaza, pazartesiden cumaya, beşikten mezara, batıdan doğuya, vs. vs... Ama nereden nereye?

Dave Eggers'dan ilhamla şöyle bir seyahat planı mesela, yedi günlüğüne:

Chicago’dan Saskatchewan’a, oradan Moğolistan’a,
Moğolistan’dan Katar’a,
Katar’dan Yemen’e,
Yemen’den Madagaskar’a,
Madagaskar’dan Ruanda’ya,

Ruanda’dan San Francisco’ya, oradan Chicago’ya.

Ya da şöyle: 

Chicago’dan San Francisco’ya, oradan Mikronezya’ya,
Mikronezya’dan Moğolistan’a,
Moğolistan’dan Madagaskar’a,
Madagaskar’dan Ruanda’ya,
Ruanda’dan Grönland’a,
Grönland’dan San Francisco’ya, oradan Chicago’ya.

İnce buzun üzerinde kayarken hızımız emniyetimizdir demiş Waldo... Süratle kayıp giderken tek bir soru var belki de: Nereden nereye?

Dave Eggers'ın hızı sayfalara sığmayan romanı Hızımızı Tadacaksınız, önümüzdeki hafta raflarda.

(*Yavaşça acele et.)

21 Şubat 2014 Cuma

N-n-n

Gutenberg çağından dijital çağa uzanırken Wikipedia kitap oluyor. Amaç: internet sayfalarındaki bilginin hacmini ortaya koyabilmek. Internet demişken: "En önemlisi kullanıcı ulaşmak istediği içeriğin engellendiğini bilmeyecek. Haberden hiçbir şekilde “haberdar” olamayacak." 

Ece Ayhan'a sansür. 

Bant'tan Haftalık Gezegen Ahvali.

Eşekli kütüphanecinin hikâyesi: Mustafa Güzelgöz. Yaşam öykülerinden bahsetmişken: Uzun, İnce Yolcular; Ümit Bayazoğlu.

Beyoğlu belediyesinin yeni binası. Bağlantıdaki resmin sağında yer alan yuvarlağın yerinde Şişhane civarında bulunan (en azından benim bildiğim) yegane erguvan ile koca bir dut ağacı vardı eskiden... Unutmamak için not düşelim.

Konser: Rufus Wainwright. 

Ruben Sanchez'in icraatları. 

Görselde Anish Kapoor'un aynalarından biri: Bahar? Henüz erken.

İyi tatiller dileklerimle.






19 Şubat 2014 Çarşamba

Hür!



Dünyanın manen ve maddeten en pahalı şeyi olan özgürlüğü satın alabilmek için, çoktandır, her türlü endüstri işlerinin idaresinden ve bu gibi işlere katılmaktan vazgeçtim. Bu, halen rasgele her milyonerin dahi sahip olamayacağı bir lükstür. Öyle zannediyorum ki, yeryüzünde hemen hemen hür sayılabilecek beş, altı kişiden biri de benim.

(Giovanni Papini, Gog. Çeviren: Fikret Adil, İş Bankası Yayınları. Hemen hemen hür? Yukarıda Berlin, East Side Gallery'den bir duvar yazısı; aşağıda Roti ve Kislow'un Kiev'deki GogolFest için yaptığı duvar resmi. Ukraynalı sanatçı Kazki'nin duvar resimleri için ise buraya. Kitap kazananlar, adreslerinizi info@sirenyayinlari.com'a göndermeyi unutmayın.)







18 Şubat 2014 Salı

Gün



Kitap kazanan okurlarımız, info@sirenyayinlari.com'a adres bilgilerinizi atın, Üç Harfli Kelime: Aşk'ı adresinize gönderelim.

Yorumlarınız uyarınca 14 Şubat, Dünya Kitap Değiş Tokuş Günü, Dünya Öykü Günü, İzlenmesi Gereken Dizi Bölümlerini Bitirme Günü, Only Lovers Left Alive'ın Vizyona Girdiği Gün ve keyfiniz başka nasıl isterse öyle kayıtlara geçecek, 1 Eylül Dünya Mantı Günü, 21 Şubat Dünya Anadil Günü olarak blog takvimine işlenecek. Dün de Kediler Günü'ymüş madem, Siren'in bir numaralı kedisi Karamel'den mahrem bir pozla kapatalım. (Ki kendisi, google search'te beklenmedik anlarda karşıma çıkarak beni şaşırtmayı görev bilir.)

Kediniz, kitabınız, keyfiniz bol olsun.


14 Şubat 2014 Cuma

N-n-n


Sevgililer Günü'nüz kutlu olsun... ya da, size bir şey ifade etmiyorsa, olmasın. Ben, kendi adıma, Nezleden Paçavraya Dönenleri Koruma ve Kollama Günü'nü kutlamak niyetindeyim; blogun son birkaç günlük suskunluğu da bu yüzden. Bu yazıya yorum bırakıp hangi günü ne vesileyle kutlamak istediğini belirten kayıtlı okurlarımızdan beşine, Üç Harfli Kelime: Aşk adlı kitabımızı göndereceğiz. Korkmayın, basmakalıp aşk klişeleriyle yüklü bir kitap değil, bilakis, aşkın bir örnek ambalajlara tıkılıp tüketime sunulmasına karşı duran bir antoloji; Neil Gaiman'dan Leonard Cohen'e, Margaret Atwood'dan Ursula K. LeGuin'e, çağdaş yazarların kaleme aldıkları kısa, mektup biçiminde öykülerden oluşuyor. Yorumlarınızı bekliyoruz.

Notlara geçelim:

Jessica Harrison'ın porselen bebekleri.

Yazarlara aşık olan yazarlar.

Kitap karakterlerinin sorunlu aşkları: Buzzfeed usulü bir özet. 

Lars von Trier'in son filmi, Nymphomaniac, !f'te gösterimde, tanıtım posteri ise burada.

Sevgilinize gökten bir yıldız hediye edin! Ahahhaha! Sizin için araştırdım ve bu olayın magazin aleminde oldukça popüler olduğunu öğrendim. Yalnız bağlantıdaki yorumlardan birine dikkat diyorum - kullanıcı soruyor: Satın alınan yıldız kayarsa ne olacak? İşte akıl, işte fikir; hepsi bir arada.

Bu hadise geçen yıl bu zamanlarda gerçekleşmiş: Flaming Lips, albümünü, şöyle bir şeyin içinde piyasaya sürmüş; pek güzel gözükmese de isteyen yiyebilir. Kalp kalp!

Notları punk tarihinin en belalı aşıkları, Sid ve Nancy ile kapatalım.

Kutlu olsun!






3 Şubat 2014 Pazartesi